AUDREY HEPBURN Hüzünlü Güzellik

AUDREY HEPBURN Hüzünlü Güzellik

HİKAYE

AUDREY HEPBURN
«Hüzünlü Güzellik»

Belçika’da doğan, Hollanda’da büyüyen ve İngiltere’de eğitim gören Audrey Hepburn (1929–1993), Avrupa’nın zarif ve sofistike havasını 1950’ler ve 1960’ların Hollywood’unda yansıtmıştır. Onun doğal kadınsılığı ve kozmopolit moda anlayışı günümüzde hâlâ hayranları üzerindeki etkisini sürdürmektedir. New York Times eleştirmeni Bosley Crowther’ın dediği gibi o, “Narin, büyülü ve hüzünlü bir güzelliktir. Kimi zaman muhteşem kimi zamansa çocuksu görünür.”

II. Dünya Savaşı’nda Alman İstilası sırasında çocuk olan Hepburn, yaşadığı Hollanda’da çeşitli zorluklarla yüzleşir (Hepburn günlük yazarı Anne Frank ile olan bağlantısından söz etmektedir. Aynı yaşlardadırlar ve Nazi İstilası sırasında Hollanda’da yaşamışlardır).

Savaştan sonra Hepburn, Londra’da bir bale öğrencisidir. Oyunculuğa daha sonra geçiş yapacaktır. Bir dizi İngiltere yapımı filmde rol alan Hepburn, 1951 yılında Broadway’e gider ve Gigi isimli müzikalde rol alır. Bir yıl sonra kariyerinin dönüm noktasını gerçekleştirmek üzere Hollywood’dadır.

Rol aldığı ilk Amerikan filmi Roman Holiday (1953) onu önemli bir yıldız haline getirir. Gregory Peck (1916–2003) ile birlikte rol aldığı filmde bir Amerikalı gazeteciye aşık olan kimliğini gizleyen bir prensesi canlandırır. Filmin Amerikan kamuoyunun üzerinde çok önemli bir etkisi olur. En iyi kadın oyuncu dalında Oscar kazanacaktır.

En çok sevilen rollerinden biri Breakfast at Tiffany’s (1961) filminde canlandırdığı Manhattan sosyetesinin renkli siması mütevazi Holly Golightly’dir. En iyi film ödülü de dahil olmak üzere sekiz dalda Oscar alan My Fair Lady (1964) filmindeki Eliza Doolittle bir diğer sevilen rolü olmuştur.

Hepburn’un My Fair Lady filmine dahil edilme süreci kendi döneminde tartışmalara neden olmuştur. Zira Broadway’de Eliza Doolittle tiplemesini başarılı bir biçimde canlandıran Julie Andrews’in (1935–) yerine seçilmiştir. Bunda Andrews’in bu film için yeterince tanınmadığının düşünülmesi etkili olmuştur. Filmde Hepburn’un söylediği şarkılar için Marni Nixon dublaj yapmıştır. Hepburn filmdeki rolüyle Oscar’a aday gösterilmemiştir. İronik bir biçimde en iyi kadın oyuncu dalında Oscar ödülünü Mary Poppins filmindeki rolüyle Andrews almıştır.

Hepburn 1967 yılında oyunculuğu bırakır. Bilhassa İsviçre’de yaşamakta ve kendisini hayır işlerine adamaktadır. 1988 yılından ölümüne dek UNICEF İyi Niyet Elçisi olarak dünyayı dolaşır. Altmış üç yaşında kolon kanserinden ölür.

Sinema kariyeri boyunca Hepburn, kendinden yaşlı erkeklerle oynamıştır. Bunların çoğu Hollywood’un büyük yıldızlarıdır: Humphrey Bogart ve William Holden (Sabrina, 1954), Fred Astaire (Funny Face, 1957), Maurice Chevalier ve Gary Cooper (Love in the Afternoon, 1957), Cary Grant (Charade, 1963) ve Rex Harrison (My Fair Lady).

Hepburn ABD ve Avrupa’da bir moda ikonu olarak kalmaya devam etmiştir. “Breakfast at Tiffany’s”de giydiği siyah kolsuz gömlek 2006 yılındaki açık arttırmada 920 bin dolara satılmıştır (Satıştan elde edilen kâr Hindistan’daki yardıma muhtaç çocuklar için kullanılmıştır). 2006 yılında Gap firması tarafından yapılan bir reklam kampanyasında Hepburn’a ait görüntüler ana unsur olarak kullanılmıştır.

1954 yılında Hepburn bir Oscar (Roman Holiday) ve bir Tony Ödülü (Ondine) kazanmıştır. Aynı yıl içerisinde iki ödülü birden alan üç kadından birisidir. Shirley Booth ve Ellen Burstyn bu onura sahip olan diğer isimlerdir.

 

Alıntı

DİĞER HABERLER