SOKRATES'İN GİZEMLİ FELSEFESİNİN DOĞUŞU : FELSEFE TARİHİ

SOKRATES'İN GİZEMLİ FELSEFESİNİN DOĞUŞU : FELSEFE TARİHİ

HİKAYE

Sokrates öncesi felsefe Doğanın keşfiyle; Sokrates felsefesi ise insan ruhunun keşfiyle başlar.” der Cornford. Cornford’un bu tespiti Sokrates’in felsefe açısından ne denli önemli olduğunun en çarpıcı ifadelerinden biridir. Bu tespit ilk bakışta bizlere pek manasız gibi görünebilir çünkü Sokrates’ten önce, felsefede, mitolojide hatta ilkel düşüncede ruh ile ilgili bir anlayışın var olduğu görülmektedir. O halde Sokrates’in zaten var olan bir kavramı kullanması neden böylesine iddialı bir biçimde keşif olarak adlandırılmaktadır? Bu sorunun cevabını vermek için Sokrates’in öğretisine kulak vermemiz gerekmektedir. Ancak Sokrates’e kulak vermek pek de kolay bir iş değil. Hayatı boyunca hiçbir düşüncesini yazıya dökmemiş olan Sokrates hakkında salt tanıklıklara dayanan bilgilerin ne denli güvenli olduğu, hangi düşüncelerin ona mal edilebileceği sorusu felsefe tarihçilerinin yüzyıllardır cevaplamaya çalıştıkları bir sorun. Bu sorunu bizim çözme şansımızda pek yok gib bu yüzden yaygın bir biçimde kabul gören yorumlar ışığında dikkatli bir biçimde ilerleyerek, bu gizemli karakterin düşüncelerine ilişkin genel bir intiba edinmeye çalışacağız. Şimdi hazırsak antik çağ uyğarlıkları grubu olarak sokratesin yanına bir yolculuğa çıkacağız.

Sokrates’i anlama yolundaki ilk adım, içinde bulunduğu düşünsel, toplumsal ve politik koşulları incelemek ve bu şekilde hangi sorunlara cevap verdiğini anlamaya çalışmak suretiyle atılabilir. İlk olarak hayatına bir göz atalım. Sokrates M.Ö. 470 yılında doğmuştur. Gençliğinde Atina’nın görkemli ve güçlü zamanlarına, ileri yaşlarında ise Atina’nın savaşlar, hastalıklar, ekonomik sıkıntılar ve politik krizler yüzünden kudretini yitirdiği dönemlere şahitlik etmiştir.

Sokrates’in içinde bulunduğu entelektüel ortam doğa felsefesinin itibarını kaybettiği ve Sofistik hareketin güçlendiği bir ortamdır. Doğa felsefesinin, görünür gerçekliğin karmaşasının ardında yatan maddi ilkeyi bulmaya yönelik çabası verimsiz sonuçlar vermiştir. Felsefeciler evrenin temel maddesinin ne olduğu konusunda bir yarışa girmiştir. Her filozofun farklı bir maddi ilke belirlemesi (kimisi su, kimisi ateş, kimisi hava), bu ilkelerin doğruluklarını belirleyecek nesnel bir ölçüt bulunmaması ve araştırmalarının pratik bir karşılığı olmaması, doğa felsefesini kısır döngüye sokmuş ve halkın gözündeki itibarını sarsmıştır.

O halde sofistik hareketin güçlenmesinde doğa felsefesinin gözden düşmesinin büyük rol oynadığını gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Sofistler doğa felsefesinin bir yere varamadığını görerek gözlerini insana ve topluma çevirmişlerdir.

Bunun yanı sıra Sofistik hareketin güçlenmesinde bir başka etken daha vardı. Sofistik hareketin doğduğu ortam, savaşlar, ticaret, sömürgeleşme gibi etkinliklerin yoğun olduğu dolayısı ile de farklı kültürlerle temasın arttığı bir döneme karşılık gelir. “Gittikçe gelişen entelektüel çokbilmişlik ve genişleyen kültürel ufuklar”, farklı kültürlerde bambaşka toplumsal kuralların ve ahlak yasalarının bulunduğunu, dolayısıyla da bu kural ve yasaların uzlaşımsal yani genel kabul olduğunu göstererek ahlaki çöküşe zemin hazırlamıştı.

Sofistler bu gözlemlerden hareketle insanların davranışlarını belirleyecek olan ahlaki kuralları yine insanların koyduğu, insanın sübjektif yorumunun ötesinde evrensel bir “iyi”nin ya da “doğru”nun bulunmadığı yönünde bir çıkarımda bulunmuş ve bunu para karşılığında özel ders verdikleri öğrenciler yoluyla topluma yaymaya başlamışlardır.

Sokrates’e göre bu ben-merkezci ahlak anlayışı, ülkenin ekonomik ve politik sıkıntıları ile birleşerek bir krize neden olmuştur. Sokrates bu krizi tespit eden ilk filozof olmakla kalmamış, bu krizi felsefi düşünceleri yoluyla aşma girişiminde bulunan ilk düşünür olmuştur.

Sokrates'in yaşadığı döneme baktıktan sonra, onun düşüncelerini daha iyi anlayabiliriz. Diğer bir yazımızda Sokratesin ruh tanımı ve felsefesinin üzerinde durmaya çalışacağız. bu konuhakkında merak ettiğiniz konular var ise yorum bölümüne yazmayı unutmayın, gerekli cevapları diğer yazımıza eklemeye çalışacağız.

DERLEYEN : HAKAN KİLİT

KAYNAK : Francis MacDonaldCornford, Sokrates’ten Önce ve Sonra, çev. Ufuk Can Akın, Ayraç Yayınevi, Ankara, 2003, s. 12

DİĞER HABERLER