Bu kabileler, yaşadıkları ormanın ötesi hakkında en ufak bir fikre sahip değil.

Bu kabileler, yaşadıkları ormanın ötesi hakkında en ufak bir fikre sahip değil.

HİKAYE

ZAMANDA YOLCULUK

Binlerce yıl önceki geleneklerini sürdüren bu kabileleri en doğal ortamlarında görmek için çıkmış olduğum bu yolculukta, en uzun zamanı Etiyopya’nın Omo vadisinde geçirdim. Kendi çocuklarını katleden, törenlerde kadınları kırbaçlayan, insan öldürmeye dahi devam eden ve vücutlarında akıl almaz yaralar açarak bunları sergileyen bu insanların hâlâ günümüzde var olduğunu görmek gerçek bir zaman yolculuğu gibiydi.

Özel izinle gidilebilen bu yerlere varmak için iyi de bir 4x4 cipe ihtiyacınız var. Her birinin farklı dil konuştuğu bu kabilelerle iletişim kurmak için tercüman da ayarlamak şart. Ayrıca, bazı kabileler yabancılara karşı saldırgan olabildiği için silahlı koruma da tutmanız gerekiyor. Tek başına seyahat eden biri olarak alışık olmadığım bir şekilde Mursi kabilesine; şoför, rehber, kabilenin dilini konuşan tercüman ve silahlı korumadan oluşan 4 kişilik bir ekiple gitmem gerekti. Yıllarca iç savaş yaşayan Sudan’a yakın bölgelerde yaşayan bu kabileler, besi hayvanlarını savaşçılarla kalaşnikof karşılığı takas etmiş yıllarca. Günümüzde de mızrak ve okun yerini makineli tüfekler almış. Yalnızca silahların değil, insanların da herhangi bir kayıta tabi olmadığı bu bölgede tamamen doğa kanunları geçerli.

KABİLENİN KATLİAMI

Mursi kabilesini ziyaretimden hemen önce kabilenin şehirden gelen 12 kişiyi öldürdüğünü öğreniyorum ama bu beni korkutmak yerine onları daha çok merak etmeme sebep oluyor. Tamamen izole bir bölgede ormanlık alanın içerisinde yabani hayvanlarla hayatını sürdüren Mursi kabilesinin yaşam alanlarına müdahale edenler, bunu canlarıyla ödemiş. Bu bölgenin ilerisinde açılan şeker fabrikasının yolunu kabilenin arazisinden geçiren devlet, buradan ağır yük kamyonları ve inşaat araçları geçirmeye başlamış. Hayatlarında bisiklet dahi görmemiş bu halk, devasa boyuttaki bu ilginç cisimleri algılayamamışlar ve çocuklar oynamak için yollara çıkınca aralarından biri tekerlerin altında can vermiş. Kabile de katliam kararı ile ertesi gün geçen bütün kamyonları durdurup içlerinde buldukları bütün insanları öldürmüşler. Bölgedeki yerli tercümandan öğrendiğim kadarıyla kendi topraklarında kendi kanunlarını uygulayan bu kabileye hiçbir yaptırım uygulanmamış. Hâlâ aynı yerden geçmekte olan bu yol her geçen gün bu eşsiz kabilenin varlığına büyük bir tehdit oluşturmaya devam ediyor.

Hamer kabilesinde ergenliğe giren erkekler için yapılan törende erkeğin yakını olan kadınlar kendilerini erkeklere kırbaçlatıyor. Bu gelenek sonrası oluşan derin yara izlerini kadınlar ömür boyu taşıyor.

KADINLARA İŞKENCE


Eski çağlardan kalma birçok geleneğini devam ettiren nadir kabilelerden bir diğeri olan Hamer kabilesinde ergenliğe giren erkekler için büyük bir tören yapılıyor ve bu törende erkeğin yakını olan kadınlar geleneğe göre kendilerini erkeklere kırbaçlatıyor. Hayat boyu kalacak bu derin kırbaç yaraları ergenliğe giren genç ve bu kadınlar arasında sonsuz bir bağ oluşturuyor. Ziyaretimden önce bu çağdışı gelenek hakkında birçok bilgi edinmiş olmama rağmen, bizzat görene dek kavramakta zorluk çekmiştim ve sanılanın aksine bu gelenek kadınlar tarafından destekleniyor. Hamer kabilesi üyelerine göre oldukça normal olan bu gelenek son yıllarda devlet ve çeşitli kuruluşlar tarafından yapılan birçok girişime rağmen terk edilmiyor.

KENDİ ÇOCUKLARINI ÖLDÜREN KABİLE

Karo ve Hamer kabileleri büyülü olarak kabul ettikleri bebekleri vahşi bir şekilde öldürüyor ve bu gelenek bazı durumlarda günümüzde dahi uygulanıyor. Kabilede doğan ikizleri, evlilik dışı doğan erkek çocukları veya sakat doğan bebekleri öldürdüklerini duyduğumda beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Gerçi evlilik öncesi doğan çocuğun eğer kız ise yaşamasına izin verildiğini söylemişlerdi, bunun sebebi ise kabile geleneklerine göre evlenen kızın ailesine besi hayvanları hediye ediliyor olması, yani bir çeşit başlık parası. Paranın kullanılmadığı bu kabileler için hayvanlar bir takas ürünü olarak paranın yerini tutuyor. İleride aileye gelir sağlayacağı için evlilik dışı doğan çocuk kız ise hayatı bağışlanıyor bu kabilelerde. En karmaşık olan ise kadınların evlilik öncesi cinsel tecrübe sahibi olmasının beklenmesi... Bu kabilelerde erkekler evlenmek
Karo ve Hamer kabileleri büyülü olarak kabul ettikleri bebekleri öldürüyor.
Ayrıca, doğan bebeğin ilk dişi alt çenesinden değil de üst çenesinden çıkarsa bu çocuğun kabileye uğursuzluk getireceğine inanılıyor ve bu çocukları öldürüyorlar. Etiyopya’nın kabilelerini gezdiğim süre boyunca karşılaştığım akıl almaz gelenekler arasında bu durum kavramakta en zorlandığım gelenek oldu. Bir bebeğin ilk dişinin üst çenesinden çıkmasını, onu öldürmek için yeterli bir sebep olarak gördüklerine inanmakta bugün dahi zorlanıyorum. Bunun gerçekliğini derinlemesine araştırmak isterken, aslında daha da kanımı donduran başka bir gerçekle karşılaştım. Ölmesine karar verilen bebekler ıssız ormana vahşi hayvanlar tarafından yenilmek üzere bırakılıyormuş. Hatta korumasız bir şekilde doğaya bırakıldıklarında hayatta kalma sürelerini de iyice azaltmak için bebeklerin ağızlarından içeri kum döktüklerini şaşkınlık içerisinde öğrendim.

Son birkaç yıldır özel kuruluşlar Karo ve Hamer kabilelerini bu çocukları öldürmemeleri için neredeyse ikna etmiş durumda. Bu şekildeki çocukları koruma altına alan bu kuruluşlarda çalışan bir gönüllü ile görüşmemizde 2017 yılında 55 çocuğun bu şekilde kurtarıldığını belirtmişti.

DUDAK GENİŞLETME VE İLK ÇAĞ GELENEKLERİ

Mursi kabilesinde sadece kadınlara has dudak genişletme uygulamasının asıl nedeni bilinmiyor. Kabile içerisinde güzellik ve saygı sembolü olan bu uygulama aslında kadınlara ilerleyen yaşlarda büyük zorluklar yaşatıyor. Aynı zamanda kulaklarını da genişleten Mursi kabilesi üyeleri, vücutlarında da derin yaralardan desenler oluşturuyorlar.

Dassanech ve Hamer kabileleri ise alt çenelerinden bir-iki diş söküyorlar. Okuma yazması olmayan ve tarihin hiçbir döneminde kayıt tutmamış olan bu insanlar diş sökme geleneğinin nedenini bilmese de antropologlara göre bu gelenek Afrika’yı saran tarihi bir hastalık sonrası ortaya çıkmış. Eklemleri bir süreliğine kenetleyen bu hastalık sebebiyle ağzını açamayan hastalar açlıktan ölmeye başlamış ve bu kabileler de dişlerini sökerek hastaların ağızlarından içeri yemek dökerek onları hayatta tutmuşlar. Daha sonra da bu uygulama geleneğe dönüşmüş.

Alıntı

DİĞER HABERLER