Belki kendisi gibi onlar da inanmıyorlardı…
Ama…
Arkadaşları onun umutları tükensin istemiyordu…
Gitmediği doktor kalmamıştı…
Doktorlar hastalığına çare bulamayınca, dostları ona bir evliyanın adresini verdiler.
Söylenenlere bakılırsa en ağır hastalar o zatın duasıyla iyileşebiliyormuş.
Çaresiz adam son bir umutla evliyayı bulmak için yola koyuldu…
Daha ilk adımlarını atmıştı ki…
Sokağın köşesinde siimitçiiiiiii diye bağıran sesi duydu…
Satıcının tiz sesi dikkatini çekmişti…
Sese doğru döndüğünde onu gördü…
6 – 7 yaşlarında cılız ve sevimli bir çocuktu.
Çocuk masum gözlerle kendisine bakıyor ve onu tanıyormuş gibi gülümsüyordu.
Belki de simit almasını istiyormuş gibi bir bakıştı onunki…
Adam, o yaştaki çocukların günahsız olduğunu düşünüyordu…
Aklından bunları geçirdi…
Bu düşünceyle yoluna devam ederken, birkaç adım atmıştı ki birdenbire durdu…
Simitçi çocuğun üstündeki eski tişörtün üzerinde “E” harfi yazdığını fark etmişti...
Ve bu “E” harfi bir işaret olabilirdi…
Bu mutlaka evliyanın “E” si olmalıydı…
Aradığı evliyaya bu kadar çabuk ulaşmanın heyecanıyla geri döndü…
Bir simit aldıktan sonra:
- “Doktorlar benim hasta olduğumu söylediler,” dedi.
- “İyileşmem için bana dua eder misin?”
Çocuk bu sözlere karşısında şaşırmış bir haldeydi...
Başını olur der gibi sallarken;
- “Bende sık sık hastalanıyorum,” diye karşılık verdi.
- “Ama dedem, Allaha inananların ölünce yıldızlara uçtuklarını ve orada cenneti seyrettiklerini söylüyor.
- -Bu yüzden korkmuyorum hastalıklardan.”
Adam içinin bir anda ferahladığını hissetti. Onun soğuktan moraran yanaklarına bir öpücük kondururdu...
- “Deden çok doğru söylemiş,” dedi.
- -“Ama ben yine de yardım istiyorum senden.”
Çocuk, duasının kıymetini anlamış gibiydi…
Karşı kaldırımdan geçmekte olan baloncuyu gösterdi:
- “Size dua edeceğim”
- “Ama eğer iyileşirseniz, bana 10 tane balon alacaksınız, tamam mı?” diye cevap verdi.
Yaşlı adam teklifi onayladığını belirtircesine başını salladı.
Çocuk adamdan çok şey isteyerek haksızlık yaptığını düşündü.
Mahcubiyetten kızaran yanaklarını elleriyle örtmeye çalışırken:
- “Uçan balon almanıza gerek yok,” diye devam etti.
- “Normalinden 10 tane istemiştim. ”
Adam elini uzatarak çocukla tokalaştı.
Anlaşma nihayet yapılmış, ayrıntılara geçilmişti.
Buna göre hastalıktan kurtulması halinde, 6 ay sonraki Ramazan Bayramında buluşacaklardı…
Her hangi bir sebeple gelemediği takdirde, önceden hazırlanan balonların ona ulaşmasını veya postalanmasını sağlayacaktı.
Adam küçük çocuğun adını ve adresini bir kâğıda yazdıktan sonra, başını okşayarak onunla vedalaştı.
Aradan soğuk bir kış geçip ramazana ulaşıldığında, adamın hastalığından eser kalmamıştı.
Hayata tekrar dönmenin sevinciyle en güzel balonlardan bir paket hazırladı.
Ve bayramın ilk gününü iple çekerek randevu yerine gitti.
Küçüklerin cıvıl cıvıl kaynaştığı bayram yerindeki diğer simitçiler, çocuğu tanımıyordu.
Adam onu biraz ilerdeki bakkala sorduğunda, dükkân sahibi;
- “Ciğerleri hastaydı yavrucağın,” dedi.
- “Geçen hafta aniden ölüverdi.”
Adam bir anda beyninden vurulmuşa döndü.
Sıkıca tuttuğu paket istemsizce ellerinin arasından kayıverdi…
Üzüntüsünden ne yapacağını şaşırmış bir durumdaydı…
Koşar adımlarla oradan uzaklaşırken balonların bulunduğu paketi hatırladı…
Geriye dönüp onu aramak için geç olacağını düşündü…
Önüne çıkan ilk baloncuya:
- “Şu uçan balonlardan 10 tane istiyorum,” dedi.
- “Çabuk ol, gecikmeden ulaşmalı yerine.”
Adam, satıcının aceleyle uzattığı balonların iplerini birbirine düğümledi…
Ve sonra, onları besmele çekerek gökyüzüne bıraktı.
Bayram yerindeki insanlar olup bitenleri şaşkınlıkla izliyordu…
Herkes gibi baloncu da şaşkındı.
Balonların parasını ödemediğini hatırladı…
Cebinden çıkardığı bir miktar parayı baloncuya uzattı…
Şaşkın haldeki baloncu dayanamayıp merakla sordu:
- “Ne yaptığınızı anlayamadım.” dedi.
- -“Neden bıraktınız onları öyle?”
Gökyüzüne doğru nazlanarak yükselen balonları izleyen adamın gözleri buğulanmıştı…
Konuşmakta güçlük çekiyordu…
Baloncuyu titreyen sesiyle cevapladı:
- “Onları bekleyen küçücük bir dostum var,” diye mırıldandı.
- “Hem de evliya gibi bir dost. Balonları adresine postaladım sadece.”
Derleyen: Nezir Milletsever










