12. LEJYON FLVMİNATA

12. LEJYON FLVMİNATA

YAŞAM

Sıcak Anadolu güneşinin altında,ısıyı emen metal başlık, deri zırh içinde zorlukla görev yapan lejyon askerliği ve bunu ben seçmiştim hemde isteyerek. O lanet günü hatırlayıp, tekrar kendime küfrettim,ayaklarımı tozlu yollarda zorlukla sürürken.

Artık yaşlıydım, gözlerim Sezar'ı Markus Antonyus'u görmüştü, kısa Roma kılıcım Gladius'la onlar için savaşmış, Parthlar, Galyalılar, Mısırlılar ve hatta kendi lejyonlarımızla iç savaş esnasında dövüşmüştük. Yoldaşlarımızı bulan ölüm bana gökteki yıldızlar kadar uzak kalmıştı. Ödül olarak emekli askerlere Macaristan'da toprak verilecekti ve Sarmatya'lı ölümcül oklu süvarilerin saldırısı ile orada yaşamak için.

Eski yoldaşım Titus'la çadırda boğazımızı ıslatırken kararımızı vermiştik, erken emekli olacak ve firar edecektik bizim için en uygun yer ispanya idi. Asıl mesele üssümüz Malatya'dan en yakın limana kaçmaktı. Onu yahudi Tüccar dostumuz Yasef bir kaç gümüş parça karşılığı ayarlayacaktı.

Kaçışımız üzerinden üç hafta sonra at sırtında Akdeniz'e varmıştık . Artık İspanya için bir gemi beklemek dışında işimiz yoktu. Kartaca civarına giden bir ticaret gemisi bulduk ve bedelini ödeyip yolculuğa başladık. Paramız hızla tükenmişti ve İspanya da her şeye sıfırdan başlamak beni ölesiye korkutuyordu. Ama başıma neler geleceğimi bilseydim bu yolculuğa asla çıkmazdım.

Gemimiz, Olimpos Çıralı açıklarında birden iki korsan gemisi tarafından ele geçirildi, esmer korkunç görünüşlü deniz haydutları ile mücadele edebilen sadece ikimizdik, bizim geminin tayfaları korkudan felç olmuştu,silah arkadaşım Titus oklarla delik deşik edildi ve ben kılıcımı bırakmak zorunda kaldım,artık korsanların insafına kalmış bir köleydim.

Denizden kolay görülmeyen Olimpos adlı bir korsan şehrinde diğer tayfalarla birlikte satılmıştım,yeni efendim beni Phaselis adlı bir şehre götürdü, görevim odun kesmek ve efendimin diğer işlerini görmekti. Zorlu askerlik yaşamıma göre bu işler çok kolaydı, kan ve ölüm dolu mesleğim artık sona ermiş, bu sakin şehir de kolumdaki lejyon damgasını gizleyerek yaşamaya çalışıyordum. Ancak bir tefeci, efendimi rahat bırakmıyordu

Efendimin borçlu olduğu tefeci ve iki adamını, elimdeki baltayla kılım kıpırdamadan doğrayınca, sakin günlerim sona erdi. Artık kaçmak zorunda idik ve Gedelme denilen dağlık bir kaleye kendimizi vurduk, artık ikimizde denizi bir daha asla görmeyecek hep Toros yaylalarında kaçak hayatı yaşayacaktık. Doğduğum şehir Roma'yı bir daha görme hayaliyle dağda bir kulübe de efendim ölene dek ona hizmet ettim.
İnstagram historymankemer

DİĞER HABERLER