LÜTFEN YAZIYI SONUNA KADAR OKUYUN..! GÖRÜNENİN İÇİNDE GÖRÜNMEYEN VARDIR UNUTMAYIN ..
Tarih de Yahudiler kadar katliama uğramış başka bir millet yoktur.Hititler bunları katletti,Mısır Firevunları katletti, Babilliler,Asurlular,Romalılar,İspanyollar ve en son bunları Almanlar katletti.Hititliler yaptı peki Mısır neden Roma,İspanya Almanya neden ?Ortaçağ tarihi cadı avı bunların katledilmesine dair.
O kadar milletin içinde her dönem yahudiler katledildi.Onlarda bu faturayı Filistinlilere kesti.İşte o topraklar yahudilerin dersek, Hz İbrahim'in Peygamberliğini sorgulamak gerekir.Hz İbrahim Yahudi mi ?Unutmayalım Bunlar İslam'a en yakın olanlardı.Hz Muhammed (A.S)Medine'ye hicretinden önce tüm ekonomi bunların elindeydi herşekilde.Müslüman kavimleri hatta iki kavim kardeş cocuklarıydı.Bunları birbirlerine düşürdüler.Fitne ve fesat bunları genine işlemiş.Osmanlı'nın son dönemlerinde Osmanlı'ya sadık insanları kışkırtanlar yahudilerdi.Hitler gibi yaksaydık belki degerlenirdik.Günümüzün bayilik sistemi gibi Çin'den İspanya ya kadar tüm ticari sistem bunların tekelindeydi.Her dönem milletlerin öfkesini kazanan, ne kadar masum olabılır kı ?Mesela Yahudiler Alman çocularını 1 Lt süt'e muhtaç hale getirmişlerdi,iliklerne kadar sömürmüşlerdi fakat Madalyonun ikinci yüzü hep saklıydı.Yahudiler bir devlet kurmak yerine büyük devletlerin içine çöreklenip ,onların kamuoyuna yüklendiler.Paradan en iyi anlayan onlardır .
Paranın hakim olduğu her taşın altında yahudi vardır. Müslümanlar olmasaydı dünya üzerinde Yahudi diye birsey kalmayacaktı.
1391’de birçok Yahudi cemaatini yok eden şiddet olaylarından sonra Engizisyon ivme kazandı. Bu arada dinleri değiştirilen Yahudiler, conversos(dönme)oldular, fakat dinlerini sürdürdüler; üstelik devlet yönetiminde önemli mevkilere getirildiler. Bu durum kilise ve devleti daha da sıkıntıya soktu. Gizlice eski dinlerini sürdürenlerin de üzerine giden Engizisyon mahkemeleri; 1469’da Kastilya Kraliçesi İsabella ileAragon Kralı Ferdinand evlenince, baş engizitör rahip Fray Thomas Torquemada’nın önderliğinde korkunç işkencelerle imha mekanizmasına dönüştü. 1492 yılının mart ayında yayınlanan ferman ile tüm Yahudilerin İspanya’dan kovulduğu ilan edildi. Yahudiler mallarını yok pahasına sattılar ve ülkeden ayrıldılar. Gittikleri Portekiz’de köleleştirildiler. Cenova’daysa malları yağmalandı. Onları götüren denizciler de mallarını alıp kendilerini denize attılar. Kuzey Afrika’ya sığınanları ise, Arap kentlerine gelen yüksek sayıdaki göçmenlerin ürkütücü oluşu yüzünden telef oldular.
Yahudileri tek iyi karşılayan Osmanlı Sultanı II. Beyazıt oldu. Sayısı 200-250 bin dolaylarında olduğu sanılan göçmen Yahudilerin 100-150 bini, Osmanlı Devleti’nin çeşitli bölgelerine yerleştirildi. Bunlar ülkeye çeşitli zanaat, matbaacılık ve silah yapımı konusunda önemli bilgiler taşıdılar. Osmanlı kadırgalarının taşıdığı Yahudilerden oluşan ilk cemaatler İstanbul, Edirne ve Selanik’te örgütlendi. Ayrıca İzmir, Manisa, Bursa, Gelibolu, Amasya, Patras, Korfu, Larisa ve Manastır’a yerleştirilenler oldu. Osmanlı Yahudileri göçmenlere maddi katkıda bulundu.
1454 yılı civarında İsaac Safrati, Almanya ve Macaristan'da (Alman ve Macarların kendi) dinlerine girmeye zorladıkları Yahudilere hitaben yayınlanan
bir mektupta onlara, Osmanlı İmparatorluğuna gelmek için buradaki şartların çok müsait olduğunu söylemekteydi. Bu mesaj, Almanya ve İtalya'dan çok sayıda Yahûdinin göç etmesini sağladı. 1478 nüfûs sayımı, İstanbul'da 1647 Yahudi ailesi bulunduğunu gösteriyor.
Yavuz Sultan Selim 1512’de tahta geçtikten sonra 1516’daki Mercidabık Savaşı’nda tüm Suriye kentlerini ve Filistin’i ele geçirdi. Memluk egemenliği altındaki Yahudiler kurtuldular. Yavuz Sultan Selim 1517’de Mısır’ı zaptetti. Sultan Fatımi ve Memluk yönetimindeki Nagid’i değiştirdi ve bir süre sonra İstanbullu zengin Yahudilerden Abraham Kastro’yu Nagid ve Mısır’ın sarraf başısı olarak atadı. Bu kurum 200 yıl kadar sürdü. İspanya’dan gelen Yahudi göçmenler, yeni fethedilen topraklara yerleştiler ve burada eski Magribi (Kuzey Afrika), Şami(Suriyeli) ve Karay cemaatlerle karşılaştılar. Buradaki mevcut yeşivalarda birçok değerli rabi yetişti: Bezalel, Eskenazi, Hayim Kapus,Yaakov Kastro vb.Yavuz Sultan Selim’in Yahudilere duyduğu güven sonucu, para basımı, sarraflık gibi birçok mali işler kendilerine bırakıldı. Hükümetle Yahudi cemaati arasında yoğunlaşan temasları yürütebilmek için bir nevi cemaat temsilciliği olan ‘Kâhyalık’ kuruldu. Jozef Hamon, Yavuz’un hekimbaşısıydı ve onu tüm seferlerinde izlemişti.
1543’te Kanuni Tebriz’i ve Bağdat’ı zaptetti. İranlıların baskısından bunalan Yahudiler bu zaferden çok memnun kaldılar. Irak ve İran topraklarında Osmanlılara ait sahalarda Osmanlı padişahlarının Yahudi cemaati başkanları ve yöre sarrafı olarak cemaat ‘nasileri’ atamaları gereği vardı. Hahambaşı Eliyau Mizrahi’nin ölümünden sonra (1586), 19.yüzyıla dek çeşitli nedenlerden ötürü Hahambaşılık makamı boş kalmış ve yönetim/ cemaat diyalogu, dini sınıfa mensup olmayan ve sarayda nüfuzu olan Yahudiler tarafından yürütülmüştü.
Museviliğe göre Yehova tarafından İsrailoğulları'na vadedilmiş bölge. Yahudilik inancına göre Musa'nın Filistin'e girene kadar dolaşmış olduğu topraklardır. Tam sınırları belli olmamakla beraber, bugün İsrail topraklarını oluşturan bölgenin Vadedilmiş Topraklar olduğu inancı yaygındır.Tevrat‘ın Tekvin kitabının 15. Bab’ında ise şöyle yazmaktadır:Bu tanıma göre ise Fırat Nehri’nden Nil Nehri’ne kadar olan geniş bölge İsrailoğulları’na vadedilmiştir.
Siyonizmin genişleme planına göre Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne kadar Büyük İsrail hedeflenmektedir. Kürtleri kışkırtmalarının ana sebebi kendi çıkarları.1960 hatta 1970 yıllarına kadar iki kardeş halk arasında ufak tefek kışkırtmalar dısında bir olay olmamiştir.
Cenab-ı Hakk’ın Yahudilerin bir gün galip gelerek, yeniden devlet kuracaklarını bizlere bildirdiği İsra 6. âyetten sonra gelen İsra 7’de, bu devlet zulmünün bir gün biteceği ve Müslümanların ilk defa olduğu gibi tekrar Mescid-i Aksa’ya girerek Yahudileri cezalandıracağı ve onların yüz hatlarının çok kötü bir hâle geleceğini bizlere müjdelenmektedir. Dikkat edilirse, Müslümanların tekrar Mescid-i Aksa’ya gireceği ifadesinde; Mescid’in Yahudilerin işgalinde olacağı da anlatılmaktadır. Nitekim Mescid-i Aksa, 1967 yılında Yahudilerin eline geçmiştir.
Çok uzatmaya gerek yok Olan her zaman masumlara olmustur vesselam..
Derleme ; Akcan Mir










