Bugün bütün hava yolunun bu kadar gelişmesi bir adamın oynadığı kumara bağlıydı. O kumarı kaybetseydi , jet uçakların gelişimi bu kadar hızlı olmayacak ve kıtalar arası uçaklarla bu kadar hızlı seyahat edemeyecektik.
2. Dünya Savaşı’nın başlarında Naziler gizli bir proje geliştirmektedir. Ormanın derinliklerine gömülmüş atölyelerde, düşman uçaklarından daha hızlı uçan ve daha yükseğe çıkan jet savaş uçakları üzerinde çalışılmaktadır. 2. Dünya Savaşı esnasında Almanlar’ın ve müttefiklerin hava kuvvetleri piston motorlu, pervane itişli uçaklar kullanmaktadır. Heinkels’in keşfettiği Jet motorların tasarımına Almanlar tarafından 1939 yılında yeniden başlasa da, subaylar pervane itişli uçakları yeterli gördüğü için Jet projesine yeterince bütçe ayrılmamış.
Ama cephelerde denge sağlandıkça yeni arayışların içine girdiler ve savaşın sonlarına doğru Messerschmitt Me 262 adı verdikleri ilk jet uçağını cepheye sürdüler. Me 262’nin yüksek hız ve mukavemet sorunlarına çözüm için geliştirilen kanat yapısı ve iniş takımları, günümüz uçaklarının da alt yapısının ilham kaynağı olacak şekilde dizayn edilmişti. Döneminin en hızlı uçağı saatte maksimum 600 km’ye çıkabilirken, Me 262 saatte 800 km’ye ulaşabiliyordu ve bu yönüyle piston motorlu uçakların sonunun geldiğinin sinyalini vermişti.
Ama bu yüksek teknolojiye rağmen Hitler’in kaderini değiştiremedi, karada savaşı kaybetmeye başlayan Almanlar 2. Dünya Savaşını kaybetti.


















