Milli mücadele de, Ankara hükümetinin üç ad. Lojistik kaynağı vardı.

Milli mücadele de, Ankara hükümetinin üç ad. Lojistik kaynağı vardı.

HİKAYE

Milli mücadele de, Ankara hükümetinin üç ad. Lojistik kaynağı vardı. 1- Tekalifi milliye emirleri ile Anadoludan toplanan lar. 2- İstanbuldaki cephaneliklerden kaçırılanlar. 3- Sonra dan belli miktar da, Rusyadan satın alınan lar.
Genellikle, Rusyadan satın alınan lar samsun limanına, İstanbuldan kaçırılanlar sa İnebolu limanına indiriliyor du. İndirilen bu cephaneleri cepheye taşımaksa yörenin kadınları ve ihtiyar erkeklerine kalıyor du. Bu ayağının altı öpülesi kadınlar. Göğsüne çocuğunu sarıyor sırtına 40/50 kilo cephane alıp kağnılara da cephane yükledikten sonra. Yalın ayak, ayazda soğukta, aç, susuz şekilde yolsuz çamur ve karlı dağları çıplak ayakla dağları aşarak bu silahları cepheye yetiştiriyordu. Bugün bunu birok ülkenin özel kuvvetleri dahi yapamaz emin olun. Bu kadınlar ki kimi 70 yaşında bilmem kaç evladını şehit vermiş, kimi daha yirmi yaşında dul kalmış, kimi gazi kardeşini, kocasını köyündeki komşuya bırakıp gelmiş. Peki sadece kadınlarmı? Değil elbette, 70 yaşında saçı sakalı ağarmış ihtiyarlar, 13/14 yaşında bir deri bir kemik çocuklar da bu kadınlarla aynı görevi yapmaktaydı. Bir tarafta İngilizin en modern askeri kamyonları ile yine en modern silahlarla lojistik sağlayan yunan ordusu, diğer yanda çalarak elde ettiği silahı, kağnı ile cepheye getiren Türk ordusu ( o zaman ki adı ile Mustafa Kemalin ordusu). M. Ö 2500 yılında sümerlerin icad ettiği bu ilkel yük aracı, Türk kadının yiğitliği ile birleşince, çağın en modern araçlarına kafa tutar olmuştu 100 yıl önce. Kağnılar ve onu kullanan yiğit kadınlar olmasa, kurtuluş savaşının kazanılması imkansızdı.
İşin boyutunu anlayabilmeniz için küçük örnekler vereyim. Sakarya batı cephesinin toplam savaş gücü yüz bin asker ve elli bin hayvandan oluşuyor. Günlük her askere 750 gram yiyecekten, bu cephenin bir günlük ihtiyacı 75 ton. Her hayvana 4 kilo yemden de 200 ton da yem ihticı var. Ettimi toplam 275 ton! Bu, 700/800 kağnı ve at arabasının hergün onlarca sefer yapması demek. Tekrar hatırlatayım ki yol yok ve bu cephabeler limanlara gizlice indiriliyor. Kadınların birçoğunda çarık yok ayaklar çıplak.
Bir örn. Daha çarpışmalar başladıktan sonra hergün 324 ton cephanenin taşınması gerekiyor. İşin şakası yok, ikmal de sıkıntı olursa yüzlerce yada binlerce şehit vermemize veya o cepheyi hatta savaşı kaybetmemize sebep olabilir. O yüzden ne kağnılar duruyor nede onlarla giden kadınlar, ihtiyarlar ve çocuklar. Hergün 800/900 kağnı ve at arabası cepheye silah, mühimmat, gıda vs taşıyor.
Bir kağnı birde Anadolu kadını. İşte bu ikisi, cephede savaşan askerimizin sırtını dayandığı çelik duvar oluyor ve dünyanın öbür ucundan gelen emperyalizm ve uşaklarını Anadolunun yaylalrında boğuyor ve oraya gömüyor. Türk kadını 4 bin yıllık kağnı ile, İngilizin yunanın yüksek teknoloji li çelik kamyonlarını yeniyor.

Özetle,cumhuriyetin kurulmasında kağnının çok büyük payı olmuştur. Anlatacak olsam yazı uzar gider. Ama siz bu mücadelenin simgesi olmuş, şerife bağcıyı, Nezahat onbaşıyı, halide Edip adıvarı, Erzurum lu kara Fatma yı, halime çavuşu, gördesli makbuleyi,hafız Selman izbeli, çete emir ayşeyi ve tayyar rahmiyeyi kendiniz araştırın okuyun

Sonuç olarak Savaş kazanılır, düşman yurttan atılır. Türk milleti çektiği acıyı ve sebeplerini unutmaz. Bu yüzden, delirmişcesine çalışır ve dünyayı hayrete düşüren gelişmeler ve başarılar elde etmeye başlar. Anadolunun yoksul kentleri Demirağ larla örülmeye herbirine birer ikişer fabrika kurulmaya başlanır. Artık birinci düşman emperyalizm yenilmiş ikinci düşman cehalet ve yoksullukla olan asıl mücadele başlamıştır.

Yıl 1928 dir. Fransa ya uçak mühendisliği için öğrenciler gönderilir. Bunlardan birisi de selahattin alan isimli bir genç. Atatürk gider ken onlara "sizleri kıvılcım olarak gönderiyorum, ateş topu olarak geri dönün" der. Gerçekten de öyle olur, selahattin 3 yıl sonra hem test piloru hemde uçak mühendisi olarak döner ve Eskişehir de göreve başlayıp, kendi uçağını tasarlayıp prototipini de üretir. Ve üzerine amblem olarak kağnı resmi çizer. Kağnılı yıllardan sadece 10 geçmiştir. 10 yıl önce 4 bin yıllık ilkel bir araçla savaşan bu millet, önüne gerçek bir önder, gerçek bir lider geçtiğinde 4 bin yıllık farkı 10 yılda kapatmıştır. Özünü unutmayan, bu vatanın nasıl kazanıldığını iyi bilen selahattin, unutulmasın diye bu amblemi yapmıştır. Gelecek nesillere ibret olsun diye. Bu toprakların neden acı çektiği ve nasıl kurtulduğu unutulmasın diye. Eski yi, ilkeli getirip, modern'in, çağdaşın üstüne amblem yapmıştır

Yakın tarihimizi okudukça içinde kaybolursunuz. Karşınıza dünya da eşi benzeri olmayan binlerce olay ve hikaye çıkar.
Hepsinin mekanı cennet olsun. Gariban ve biçare Anadolu köylüsüne önderlik edip, onu bu bataklıkalardan çıkaran, başkomutana ve ordusuna selam olsun...
Alıntıdır

DİĞER HABERLER