TİBETLİLERE MİRAS GEN (Süper İnsan Geni)
İlmiye Aybiken
Tüm fiziksel özellikler arasında, özellikle Tibetlilerin, insanların geri kalanından gezegenin yüzeyinden ayrıldığı bir özellik vardır.Tibetlilerin çoğumuzun yaşayamayacağı en yüksek dağlarda, sorunsuz bir şekilde yaşamaya olağanüstü bir yeteneği vardır.
Tibetliler, düşük oksijen seviyesi, aşırı soğuk, ultraviyole ışınlara maruz kalma ve sınırlı yiyecek kaynakları gibi koşullara karşı doğal bir dayanma gücüne sahip olduklarından, binlerce yıldır oldukça yüksek ve çorak platolarda yaşamlarını sürdürebiliyorlar.
Bu gen, Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’ndeki bir grup araştırmacı tarafından yayınlandı.
Süper İnsan Geni
Bilim insanları, Denisovan olarak adlandırılan, çok eski çağlarda yaşayan insan türünün Tibet’in en yüksek kesimlerinde yaşadığına dair kanıt buldu. Bugünlere aktarılan bir gen sayesinde, on binlerce yıl sonra insanlar hâlâ yüksek rakımlı bölgelerde hayatta kalabiliyor.
Nature isimli dergide yayımlanan araştırmaya göre, Denisovanlar, insanlar tüm dünyaya yayılmadan önce Asya’nın yüksek bölgelerinde yaşayan gizemli bir insan türü. Daha önce ulaşılan bilgilere göre, bu kadar zorlu iklim koşullarında yaşama kabiliyeti sadece insan türünde, Homo Sapien’de vardı. Yakın zamana kadar Sibirya’daki Denisova Mağarası’nda bulunan tek iz, bir kemik ve diş parçasıydı. Bunların üzerinde bulunan DNA incelenmiş ve bu parçaların farklı bir insan türüne ait olduğu ortaya çıkmıştı. Şimdi, Denisovan türüne ait ilk fosile başka bir yerde olduğu belirlenmiş oldu. Bu fosil, 1980’de Tibet Platosu’nda, 3 bin 280 metre yükseklikteki Baishiya Karst Mağarası’nda bulunan bir alt çene kemiği. Uranyum dizisi zamanlaması adı verilen bir teknik uygulanan kemiğin, 160 bin yıldan daha öncesine dayandığı ortaya çıktı. İlk insanların Denisovan adlı türünden bugünlere aktarılan bir gen sayesinde, on binlerce yıl sonra insanlar hâlâ yüksek rakımlı bölgelerde hayatta kalabiliyor.
Makalenin yazarlarından Jean Jacques Hublin, bu kadar yükseklikte yaşayan bir insan türü olduğuna dair kanıtların bulunmasının sürpriz olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Eski insanımsılarla, Neandertallar ve Denisovanlar gibi homo sapienlerin ilk türleriyle ilgilendiğimizde, bu insanımsıların zor koşullarda yaşama kapasitelerinin kısıtlı olduğu açıkça görülüyor. Avrupa’daki duruma bakarsanız, buradaki Neandertal sahalarında bir buçuk yüzyıldan beri çalışmalar yapıyoruz. Burada bulduğumuz en yüksek rakımlı yaşam alanı 2 bin metrede. Bunlar da çok fazla değil ve muhtemelen sadece yazları ya da özel olarak avlanmak için gittikleri alanlar. Bunun dışında, bu tarz sahalar yok. Burası bir plato ve belli ki insanların sadece belli zamanlarda gitmesi değil hep orada yaşaması için yeterli kaynaklara sahip” diyor.
Denisova Mağarası’nda bulunan kalıntılarda, çok yüksek rakımlardaki oksijen eksikliğine duyarlı bir gen keşfedilmişti. Ancak mağara sadece 700 metre yüksekliğinde olduğu için bu genle ilgili belirsizlik, bu son bilgiler ortaya çıkana kadar sürüyordu.
Bu gizemli gen, çalışmada test edilen Tibetlilerin yüzde 87’sinde keşfedildi.
Tibet platosunda oksijen seviyesi deniz seviyesinden yaklaşık yüzde 40 daha düşüktür.


















