Siyah beyaz zamanın en çok güldüreninin hüzün dolu perde arkası...

Siyah beyaz zamanın en çok güldüreninin hüzün dolu perde arkası...
Siyah beyaz zamanın en çok güldüreninin hüzün dolu perde arkası... Menekşe Yalçın

Annelerinin rahatsızlığı nedeniyle akıl hastanesine kaldırıldığı dönemlerde evde birbirine sokularak uyuyan iki kardeşten küçük olanı, yıllar sonra çocukluk günleriyle ilgili şunları söyleyecektir: “Yoksul mu yoksul bir odada yaşıyorduk. Çoğu zaman yiyecek bir lokma ekmeğimiz olmuyordu. Ayakkabılarımız da yoktu. 
Annem bazı kereler potinlerini çıkartıp birimize giydiriyor, potinleri giyen de yoksullara dağıtılan çorbanın peşine düşüyor ve günlük tek aşımız olan çorbayı kapıp getiriyordu.”
Annesinin ayakkabısını giyen bir çocuğun adımları nasıldır? Ayağından büyük olan ayakkabılar çıkmasın diye kısa ve çabuk çabuk!
Ayakkabı tamircisi olan büyükbaba gut hastalığından dolayı elleri şişince, işini artık yapamaz olur. Zavallı kadın, akıl hastanesinde tedavi görmediği günlerde çocuklarını yanına alarak büyükbabanın evine gitmekte ve ona yardımcı olmaktadır.
Yoksulluk içinde geçen yılların ardından küçük kardeş, “yatağın altındaki farelere ayakkabılarını fırlatarak” geçirdiği on iki günlük bir gemi yolculuğundan sonra Kanada’ya, oradan da trenle New York’a ulaşır. Times Meydanı’nda tramvaydan indiğinde Amerika hakkındaki ilk izlenimleri şöyle olacaktır: “Hemen hemen her köşede seyyar ayakkabı boyacılarının karşısına oturmuş kısa kollu gömlekler giyen insanlar büyük bir rahatlıkla ayakkabılarını boyatıyordu. İnsana sanki giyinip kuşanmalarını sokakta tamamlıyorlarmış izlenimi veriyorlardı.”
Amerikalı yönetmen Sennett, çekeceği otel sahnesini hazırlayan set işçilerine bakarken, ucunu koparmak için ısırdığı purosunun tütününün yapıştığı dudaklarından şu sözcükler dökülür: “Burada bir komedi unsuruna gereksinimimiz var.” Bu sözden sonra Sennett, yaktığı purosundan derin bir nefes çekerek, bir kenarda keşfedilmeyi bekleyen oyuncu adaylarından birine döner: “Komedi makyajı yap. Ne olursa olsun fark etmez.”
Genç adam, gardroba doğru yürürken, böyle bir fırsatın bir daha eline geçmeyeceğini bilmektedir. Attığı her adımda, onlarca komik karakter gözünün önünden film şeridi gibi akar… Bürüneceği karakter bir an önce zihninde oluşmalıdır, zamanı çok azdır. 
Oldukça bol bir pantolon bulacak, başına küçük bir şapka koyacak ve büyük ayakkabılar giyecektir. Gardırobun kapısını açtığında kararını vermiştir. 
Üstümdeki her şeyin birbiriyle çelişkili olmasını istiyordum. Yani torba gibi bol pantolon giyerken ceketim bedenime sıkıca yapışacaktı, şapkam başıma küçükken ayakkabılarım ayağımdan fırlayacak kadar büyük olacaktı.
Yıllar yıllar sonra o küçük çocuk, yani Charlie Chaplin, yarattığı sinema tarihinin en unutulmaz, en güzel komedi karakteri Şarlo ile, annesinin ayakkabıları ayağından çıkmasın diye çorba almaya giderken attığı adımlarla bütün dünyayı güldürecektir, kısa ve çabuk çabuk .

Alıntı

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Felç geçiren Tuğba Özay'ın son durumu!
Felç geçiren Tuğba Özay'ın son durumu!
OTOBÜSLE GÜNEYDOĞU AVRUPA TURU – 11 GÜN 7 ÜLKE 29 ŞEHİR - 20 AĞUSTOS – 30 AĞUSTOS 2021
OTOBÜSLE GÜNEYDOĞU AVRUPA TURU – 11 GÜN 7 ÜLKE 29 ŞEHİR - 20 AĞUSTOS – 30 AĞUSTOS 2021