Kastamonu Çanakkale Savaşı’nda nüfus bazında en fazla şehit veren ilimizdir. Aynı zamanda milli mücadele döneminde de fedakârlıklarıyla destan yazmıştır. Kastamonu’daki bu fedakârlıkları bilen Fransız gazetecinin haberine attığı manşet oldukça düşündürücüdür. “Kağnı kamyonu yendi”
Erkek kalmayan köy…
Çanakkale Savaşı birçok köyünde ismini değiştirmiştir. Küreye bağlı, İnebolu-Küre arasındaki bu köyün eski ismi dere köyüdür. Şimdi ki ismi ise Ersizler köyüdür. Bu köy bütün erkeklerini Birinci Dünya Savaşı, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’nda şehit vermiştir. Acılarını vatanın kurtuluşuna değişmeyen bu köyün kadınları da tekerlekli öküz arabalarıyla İstiklal Savaşı’nın mermilerini taşımışlardır.
En fazla şehit veren köy ise Güzlük köyüdür. Kastamonu’nun Araç ilçesine bağlı Ilgaz dağı eteklerindeki Güzlük köyü Çanakkale’de en fazla şehit veren köy olarak tescillidir.
Çanakkale içinde vurdular beni, Ölmeden mezara koydular beni.
Of gençliğim eyvah! Çanakkale köprüsü dardır geçilmez!
Al kan olmuş suları bir tas içilmez, Of gençliğim eyvah!
Diye başlayan duygu yüklü Çanakkale Türküsü Kastamonu’ya aittir.
Çanakkale Türküsü Kastamonulu İhsan Ozanoğlu’nun annesi Emine Aşıkoğlu tarafından bestelenmiştir.
Rahmetli Ozanoğlu, kopyaları Ankara MİFAD (şimdi Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü) arşivi ile İl Halk Kütüphanesinde bulunan el yazısı bir risalesinde (Ozanoğlu: 1976, 19-27) türkünün derleniş hikâyesini şöyle anlatmış:
Rahmetli Muzaffer Sarısözen, benden Radyoevinde (Ankara Radyosu) 85, Konservatuvarda (Ankara Devlet Konservatuvarı) 135 ve dikte suretiyle 20 türkü almıştı. Bunlardan 223’ü plaklara verilmiştir. 1934’te Ankara Radyosunda Mesut Cemil’in delaleti ile çalmış, 1942’de ise birkaç seans dinletmiştim… Ankara Radyosunda Köroğlu’nu ilk defa çalan ben oldum. Yaşlılardan uzun bir araştırma sonucu melodinin aslını buldum. Mikrofon başında tek başıma çaldım. Aynı türküyü Perihan (Altındağ) Hanımefendi’nin eşliğinde çaldım. Sekiz günde benden saz öğrenen Ruhi Su, Köroğlu’nu okudu, ben çaldım.
Çanakkale Türküsü’nün radyoya verilmesi çok enteresan olmuştur: Bir sabah Kastamonu PTT’sinden bir müvezzi beni telefon başına götürdü.Karşıma, Muzaffer Sarısözen çıktı. ‘Bu akşam Çanakkale Zaferi’ni kutlayacağız, fakat repertuvarımızda Çanakkale türküsü yok. Bilen de yok. Zaten derlemelerimizde böyle bir türküye rastlamadık. Sizde olmak lazım.’ dedi. Ben de, notasını yazıp postalasam iki gün sonra elinize varır. Erzurum’a bir günde tatar ile varırken Engürü’ye (Ankara’ya) dört günde varır posta. Ne dersin? dedim. ‘Çare ne?’ diye sorunca şöyle cevap verdim: Bugün telefon masrafını karşılamaya yeteri kadar param yok. Masrafı taahhüt ederseniz, içinde bulunduğum kabinde çalar söylerim. Siz de orada plak veya banda alırsınız.
Anlaştık. Sazımı aldım göğsüme. Kabinde mikrofon başında hem çaldım hem de notasını (sözsüz) dikte ettim. O gece benim verdiğime benzer şekilde çaldılar. Lakin 20-25 senedir yayımlarken; ‘Çanakkale Türküsü, İhsan Ozanoğlu’ndan alınmıştır.’ diyemezler.
Gariptir ki, Çanakkale Türküsü’nü anam as mevlidci Hafıza Emine Âşıkoğlu (eski lakabımız) bestelemiştir. Türkünün nerden alındığını söylememek hem gayrı ilmî hem de gayri ahlaki bir davranıştır.
Yeni Bilgiler, Belgeler, İddialar
Söz konusu yeni bilgi, belge ve iddiaları, en eskisinden başlayarak şöyle sıralayabiliriz:
1. XIX. Yüzyıl: Türkü, Çanakkale Savaşları’ndan çok önce yakılmış bir ağıttır. Sevdiği kız kendisine verilmeyen, üstelik vurulan Çanakkaleli bir gencin ağzından yakılmıştır. Çanakkale Savaşları sırasında aynı ezgi savaşa uygun yeni sözlerle zenginleştirilmiş, hatta yürürken söylenecek şekilde ritmi hızlandırılmıştır. Bu görüşün sahibi Müzikolog Mahmut Ragıp Gazimihal’dir. 1936 yılında, yani Ozanoğlu’ndan derlemeden çok önce türküyü notasıyla yayımlamış, bu görüşünü dile getirmiştir. Trakyalı Bektaşî Müziği araştırmacısı Vahit Lütfi Salcı (1883-1950)’nın da türkünün Çanakkale Savaşları’ndan önce bilindiğini kendisine söylediğini vurgulamıştır.
Nitekim, Çanakkale’ye savaşmaya gelen askerler, cepheye giderlerken bu sözleri değiştirilmiş türküyü marş gibi söylüyorlardı. Çanakkale Lisesi (Sultanîsi) orta kısım birinci sınıf öğrencisi 1903 doğumlu Seyfullah Nutku’nun annesine gönderdiği 29 Eylül 1914 tarihli mektupta şu satırlar vardır (Nutku: 1975, 8): Birkaç günden beri Çanakkale sokaklarından askerler geçiyor. ‘Çanakkale içinde Aynalıçarşı/Anne ben gidiyorum düşmana karşı’ şarkısını söylüyorlar.
Kastamonulu halk müziği uzmanı Süleyman Şenel, sanıyorum 2004 yılında İstanbul TRT Stüdyosunda Bengi programının İhsan Ozanoğlu bölümünün çekimi yapıldıktan sonra Atina’da 1902 yılında basılan bir plakta “Çanakkale Türküsü”nün bulunduğunu söylemişti. O da türkünün eskiliğini kabul etmişti. Hâlâ aynı görüşte midir, bilmiyorum.
2. 1915 Yılı: Osmanlı Devleti Harbiye Nezareti, Çanakkale Savaşları sırasında ordunun ve halkın moralini yükseltmek amacıyla şair, ressam ve müzisyenleri göreve davet etmiş, yeni sanat ürünlerini yaratmalarını istemiş, hatta Temmuz 1915 ayında bir grup sanatçıyı savaş alanlarına götürüp gezdirmişti. Bu gezi yararlı sonuçlar vermiş, birçok şiir yazılmış, resim yapılmıştır. İstanbul Darülelhan (daha sonra İstanbul Belediye Konservatuvarı) keman öğretmeni Kevser Hanım da Çanakkale Savaşları’nın cereyan ettiği R. 1331 (1915) yılında Çanakkale Marşı adıyla bir marş bestelemiş, marş Şamlı Selim tarafından aynı yıl İstanbul’da yayımlanmıştır. Ege Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarı Öğretim Üyesi rahmetli Onur Akdoğu’ya göre, Çanakkale Türküsü’nün kaynağı, 1915 yılında bestelenen bu marştır (EK 2). Marşın ezgisi ve sözleri aşama aşama değişikliğe uğrayarak bugün söylenen anonim türkü biçimini almıştır (Akdoğu: 1991, 13-19).
Marşın sözleri şöyledir:
Edirne’den çıktım başım selamet
Harbe dâhil olmadan koptu kıyamet
Of gençliğim eyvah
Atar çavuş, atar vururlar seni
Ölmeden mezara koyarlar seni
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içini duman bürür
Kırk Altıncı Fırkanın nâmı yürür
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde dolu bir testi
Analar babalar ümidi kesti
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde sıra serviler
Altında yatıyor arslan yiğitler
Of gençliğim eyvah
Çanakkale Boğazı dardır geçilmez
Kan olmuş suları bir tas içilmez
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde (bir) sarı yılan
Osmanlı’nın tayyaresi durdurur divan
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde vurdular beni
Nişanlımın mendiline sardılar beni
Of gençliğim eyvah
Çanakkale sende yatar bir servi
Kimimiz nişanlı, kimimiz evli
Of gençliğim eyvah
Atar İngiliz atar, pişman olursun
Kan akıcı fırkaya kurban olursun
Of gençliğim eyvah
İstanbul’dan çıktım başım selamet
Çanakkale’ye varmadan koptu kıyamet
Of gençliğim eyvah
Çanakkale seni duman bürüdü
Âli Kemal Bey’in nâmı yürüdü
Of gençliğim eyvah
Tayyare ile uçarız, dağlar aşarız
Bize tayyareci derler, düşmanları yakarız
Of gençliğim eyvah
Görüldüğü gibi marşın sözleri ve nakarat cümlesi, bugün söylenen biçimindeki sözlere çok benzemektedir.
Derlemedir.
Kaynak:İHSAN OZANOĞLU’NUN TRT THM REPERTUVARINA KAZANDIRDIĞI “ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ” ÜZERİNE
YENİ BİLGİLER, YENİ İDDİALAR
Nail TAN










