Tarihi kaynaklar Türklerin erken dönemlerde Araplarla yoğun bir savaş içinde oldukları ve kolay Müslüman olmadıklarını gösteren örneklerle doludur. Mesela Narşahi, Emeviler dönemini anlatırken Kuteybe b. Müslim’in yaptığı zorlamayı şöyle özetlemiştir: “Kuteybe, Buhara halkını üç kez Müslüman yaptı. Buharalılar her defasında irtidat ederek eskiye döndüler. Kuteybe dördüncü kez onlarla savaştı ve şehri ele geçirdi. Çok zorluklardan sonra orada İslâm’ı yerleştirdi. Buharalılar görünüşte İslâm’ı kabul ettiler. Ancak gizlice putlara ibadet ettiler. Kuteybe, Buhara halkını evlerinin yarısını Müslümanlara vermeye ve onlarla birlikte yaşamaya zorladı. Buhara halkının dinin emirlerine uymasını mecburi tuttu.” Tarihi kaynaklarda bu türden rivayetler çok fazladır. Doğrusu özellikle Hz. Osman döneminden başlamak üzere Emeviler zamanında Kafkasya, Horasan ve Mâverâünnehir bölgesinde farklı din ve kültüre mensup Türklerle Araplar arasında şiddetli savaşlar olmuştur. Hatta uzun bir dönem Müslümanlar Hazar tehdidi ve baskısı yüzünden Kafkasya’ya girememiştir. Hazarlar Müslüman Bulgarları sürekli baskı altında tutmuştur. Karahanlılar Müslüman olduktan sonra ise uzun zaman Uygurlarla savaşmıştır. Bizans İmparatorluğu paralı asker olarak Türkleri Müslüman devletlere karşı savaştırmıştır. Orta Asya’nın iç kesimlerinde yaşayan Türk toplulukları 13. yüzyıla kadar Müslüman olmamıştır ve bu halklar daha zor İslâmlaşmışlardır. Bütün bu bilgilerden sonra Türklerin hepsinin Gök Tanrı inancına mensup olduğu ve bu inancın Türklerin İslâmlaşmasını olumlu etkilediği nasıl söylenebilir. Buna karşılık Türklerin sadece kılıç zoruyla Müslüman olduklarını söylemek nasıl mümkün ve doğru değilse Türklerin çok kolay, kısa zamanda ve toptan Müslüman olduklarını söylemek te tarihi kaynaklara uygun değildir.










