Atalarımızın Doğa Anlayışı 3. Kısım- Yağmur Duaları & Törenleri

Atalarımızın Doğa Anlayışı 3. Kısım- Yağmur Duaları & Törenleri
Atalarımızın Doğa Anlayışı 3. Kısım- Yağmur Duaları & Törenleri Handan Taşgın

Günümüz doğa-bilimleriyle uzun süreden beri tanış olan okurlara, ilkel insanın, doğa güçlerini yönetebileceğine olan inancı yabancı gelecektir. Ama ilkel insan, yağmur, güneş, rüzgar gibi doğal olaylardan öyle etkilenmektedir ki, bu olayların yönlendirilmesi kendileri için hayati önem taşımaktadır. Peki bu olaylar nasıl yönlendirilebilirdi? Kutsal özlü insanlar tasarlanarak!

Kutsal özlü insanların doğaüstü güçlerini doğayla belli bir fiziksel yakınlıktan aldıklarına inanılırdı. O kutsal ruhu içinde tutan bir “insan-tanrı” olarak düşünülürdü. Onun tüm varlığının, bedeni ve ruhunun, dünyanın uyumuna öyle duyarlı bir biçimde ayarlandığı, elinin bir dokunuşuyla ya da başını bir döndürüşüyle, şeylerin evrensel çerçevesi içinde titreşen bir duygu dalgası gönderebildiği; onun kutsal organizmasının, sıradan ölümlüleri hiç etkilemeyecek küçük değişikliklere son derece duyarlı olduğuna inanılırdı.

Yağmur yağdırmayla başlayalım.
Rusya'da Dorpat yakınında bir köyde, yağmura çok gereksinim olduğunda üç adam eski bir kutsal korulukta köknar ağaçlarına tırmanırdı. Bunlardan biri, gök gürültüsünü taklit etmek için bir çekiçle bir kazana ya da küçük bir fıçıya vururdu; ikincisi şimşeği taklit etmek için yanar iki odun parçasını birbirine sürter, kıvılcımlar çıkarırdı; "yağmurcu" diye adlandırılan üçüncüsüyse bir demet ince da1la bir kovadan sular serperdi her yana. Bu bir duygusal büyü örneğidir; arzulanan olayın, onu taklit yoluyla meydana getirildiği varsayılmaktadır. Yağmur çoğunlukla böyle taklitle yağdırılır.
Yeni Gine'nin batısında büyük bir ada olan Halmahera'd~ (Gilolo), bir büyücü özel türden bir ağaç dalını suya daldırmak ve bununla çevreye su serpmek yoluyla yağmur yağdırır."
New Britain'de yağmurcu, kırmızı ve yeşil çizgili bir sarmaşığın yapraklarını bir muz yaprağına sarar, bunu suyla ıslatır ve yere gömer; sonra ağzıyla yağmur sesi çıkarır."

Kuzey Amerika Omaha Kızılderilileri arasında, ürün, yağmursuzluktan kurumaya yüz tutunca, kutsal Buffalo Topluluğunun üyeleri büyük bir kabı suyla doldurur ve çevresinde dört kez dans ederek döner. Biri, suyun birazını ağzına alır ve havaya püskürtür, İnce ince yağan bir yağmuru taklit eder. Sonra kabı sarsalar, suyu yere döker; bunun üzerine, dans edenler yere atılıp suyu içerler sonuna kadar, yüzleri gözleri çarnur içinde kalır. Son olarak, suyu havaya püskürterek ince bir sis oluştururlar. Böylece ürün kurtarılmış olur.

Avustralya Wotjobaluk'lan arasında yağmurcu, kendi saçından bir tutarnı suya batırır, sonra bu suyu emer ve batıya doğru püskürtürdü, ya da ıslak saç tutarnını başının çevresinde döndüerek yağmur taklidi yapardı.38 Ağızdan su fışkırtmak Batı Afrika'da da bir yağmur yağdırma yoludur." Bir başka usul de özel bir taşı suya daldırmak ya da üzerine su serpmektir.

Kuraklık zamanında Servian'lar bir genç kızı soyarlar, başından ayağına kadar, yüzü bile gizlenecek şekilde,
ot, yeşillik ve çiçeklerle örterler. Böylece kılık değiştiren kıza Dodola denir; bir grup genç kızla birlikte' köyün içinde dolaşır. Her evin önündedururlar, Dodola dans eder, öteki kızlarsa onunetrafını çevirerek Dodola şarkılarından birini söylerler, evin kadını da kızın başından aşağı birkova su döker.
Söyledikleri şarkılardan biri şöyledir:
Biz köyden geçeriz
Bulutlar gökyüzünden geçer
Biz hızlanırız, .-
Bulutlar da hızlanır;
Bize yetişirler,
Ürünü ve bağları ıslatırlar.

Bazan insanlar yağmur tanrısını yağmur vermeye zorlamaya çalışırlar. Çin'de kağıttan ya da odundan yapılmış, yağmur tanrısını temsil eden kocaman bir ejder, törenle çevrede gezdirilir; ama bunun sonucunda yağmur gelmezse, ejdere sövülür sayılır ve parça parça edilir."

Bazan tanrıların acımasına sığınılır. Ürünleri susuzluktan yanarken, Zulular bir "göksel-kuş"arar, onu öldürür ve bir su birikintisinin içine atarlar. O zaman gökler, kuşun ölümüne duyduğu acıdan erir; "yağmur yağdırarak feryat eder, ölünün arkasından ağıtlar yakar."

Öteki halklar gibi Yunanlılar ve Romalılar da, dualar ve tören alayları etkisiz kaldığında, büyüyle yağmur yağdırma yollarını aramışlardı. Örneğin Arkadia'da, ürünler ve ağaçlarsusuzluktan yanıp kavrulduğunda, Zeus rahibi Lycaeus Tepesindeki bir kaynağa bir meşe dalı daldırırdı. Böylece yüzü dalgalanan su bir bulut gönderir gökyüzüne, çok geçmeden bir yağmur dökülürdü bu buluttan yeryüzüne.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İNSANLIK DIŞI KEKEMELİK DENEYİ!
İNSANLIK DIŞI KEKEMELİK DENEYİ!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarını onayladı: 14 general ve amiral bir üst rütbeye yükseltildi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarını onayladı: 14 general ve amiral bir üst rütbeye yükseltildi