İzmir'in güneyinde bulunan antik Efes kentinin merkezinde 1992'de, 'kahramanlar caddesi' diye bilinen yerde bir anıt mezarın kalıntıları daha yakından incelenmiştir, ki mezarlıklar normalde hep şehir dışına kurulurdu. Beş adet mezarın şehir içindeki varlığı bile, bunların çok önemli şahsiyetlere ait olduğunun göstergesidir. Araştırmalar, bu mezarın Arsinoe'ye ait olabileceğini gösterir, Kleopatra'nın küçük kız kardeşine.
Bundan iki bin yıl öncesine dönelim. Roma imparatoru Sezar, Mısır'ı ziyaret gelmiş ve Aleksandriye'de bir sarayda misafir edilmekte idi. Firavun olan Kleopatra'nın erkek kardeşi 13. Ptolemaios ile memleket meselelerini görüşmeye gelmişti. Ama henüz bu görüşme gerçekleşmeden, Kleopatra kurnazca bir yolunu bulup, Sezar'ın mahrem alanına kadar girmeyi başarmıştı. Etkileyici bir giriş olmuştur bu. Kendisini bir uyku tulumuna sardırıp, Sezar'ın önünde ise o tulumdan çıkışı bir çok fiminin kilit sahnesinden biri olmuştur. Kleopatra o dönemde firavun ağabeyi tarafından sürgün edilmiş, yönetimden ve bir çok imtiyazdan mahrum edilmişti. Ağabey firavun 13. Ptolemaios ve ortanca kız kardeşleri Arsione ise fikir birliği içinde idi, ülkeyi beraberce yönetmekte idiler. Kleopatra'nın tekrar güce kavuşmasının yolu, Sezar'dan geçmekteydi ve o da bunun farkında idi. Bunun şartı da bu kardeşlerinden kurtulmaktan geçecekti.
Kleopatra'nın bakire olduğu söylenir, Sezar ile geçirdiği geceye dek. Gündüz ağabeyi geldiğinde, Kleopatra'nın 'marifetleri' ile karşılaşır ve Sezar'ın, artık Kleopatra'lı bir Mısır yönetimi arzuladığını, dolayısı ile kendi iktidarının sona ermekte olduğunu anlar ve bir saray arbedesi çıkarır. Askerleri ile Sezar'ın ve onun yanındaki askerlerin karargahını basar, ama Sezar hem onu, hem de diğer iki asilzadeyi tutsak etmeyi başarıp, onları rehin tutmaya başlar. Onlar elindeyken, ülkenin de kontrolün kendisinde olacağını düşünmekte idi, ancak Arsinoe daha sonra Sezar'ın elinden kaçmayı başarıp, Mısır'a yeni firavun olarak atanmayı başarır.
Karmaşık bir süreçte, çarpışma İskenderiye'nin sembolü ve yedi dünya harikasından biri olan Pharos kulesine sıçrar. Sezar burada Mısır askerleri tarafınca kıstırılır ve ancak son anda denize atlayarak hayatını kurtarır. Bu esnada kaybettiği toga'sı, Mısırlı'larca bir trofi gibi sergilenir de. Bu kule, hikayenin devamında tekrar başka bir şekilde önem kazanacaktır. Bu mimari şaheser, Ptolemi'lerin, yani mevcut hanedanın İskenderiye'ye kazandırdığı bir yapıdır ve hanedanlığın, bir binada vücut bulmuş sembolüdür adeta.
Sezar karargahına geri döner, burada ise tutsak firavun ondan ricacı olur, beni bırak, ben sükuneti sağlayacağım diye. Sezar, zaman kazanmak amacıyla buna uyar ve Ptolemaios'u serbest bırakır, ama Ptolemaios sözünde durmaz. Ordunun başına geçer ve Suriye'den, Sezar'a destek için yola çıkmış olan taburların önünü keser ordusu ile. Ama ordusu yenilip kendisi tutsak alınır ve kaçma girişiminde bulunduğu Nil nehrinde boğulur. Kleopatra açısından tek engel Arsinoe olacaktı artık, ama o da kolayca hallolur. İskenderiye'yi alan bu Suriye 'den gelen Roma askerleri, Arsinoe'yi de ele geçirir. Çarpışmalar son bulur. Arsinoe, Kleopatra ve Sezar ile birlikte, ama tutsak ve savaş ganimeti olarak Roma'ya gider. Adettendir, Roma sokaklarında sergilenecektir, zaferin somut emsali olarak. Sonra da canına kıyılacaktı.
Bütün bunların yanında, kahraman kardeşlerimizin yaşlarından da bahsedeyim. Kleopatra 21, Arsinoe 15-17 arası ve Ptolemaios da muhtemelen 13-14 yaşlarında idiler. Ayrıca da Kleopatra, Ptolemaios 10 yaşında iken onunla evlenmişti. Kleopatra'nın da çok eğitimli, entelektüel, dokuz dil bilen ve genel kanaatin aksine o kadar da güzel olmadığı, vasat görünümlü olduğu aktarılmıştır. Ama cazibe ayrı bir maharetti, onun da Kleopatra'da fazlası ile var olduğu söylenmekte.
Ancak, Arsinoe'yi sergilemekten öte gitmez Sezar. Arsinoe azılı bir düşman olmaktan çok uzak bir görüntü vermektedir, belki de Roma sokaklarını doldulanların kendi kızları ile yaşıttır daha henüz. Belki de Kleopatra'da vicdan da vardı ve Sezar'dan bu yönde ricacı da oldu, şimdilik tehlike arz etmediğinden. Hayatı bağışlanır, ama Mısır'a dönmesine izin verilmez. Orta yol bulunur, Efes'e sürülür ve oradaki Artemis tapınağında yaşamını sürdürmesi istenir, soylu ve imtiyazlı biri olarak. Tapınak da, Efes kentinin koruyucu tanrısı Artemis'e, yani Efes'liler için en önemli tanrıçaya adanmış olduğu için, oranın kutsallığından dolayı dokunulmazlığı da vardır, adeta bağımsız ve özerk bir idaresi vardır. Hikaye aslında burada bitebilirdi, eğer Sezar mö. 44 yılında öldürülmese idi, bir de sonrasında, Sezar'ın politik varisi Marc Antonius yine aynı Kleopatra'ya tutulmayıp, büyük bir aşk yaşamasaydı eğer. Kleopatra, Sezar'ın yanında Roma'da kaldığı sürece, güçlü Roma'nın desteğini, hem şahsının hem de ülkesi Mısır'ın arkasında bilmiş, ama Sezar'ın ölümü ile birlikte, kendi can güvenliğinden endişe edip Mısır'a dönmüştü. Kendi itibarı pek de yüksek değildi Roma'lılar nezninde. Ama durum böyle olunca, kardeşleri hala potansiyel bir rakip olmaya devam edeceklerdi. Önce kardeşi 14. Ptolemaios'u zehirletip öldürür. İlerleyen süre içinde Marc Antonius ile yaşadığı aşk sebebiyle, yine eskisi gibi Roma desteğini arkasında bilir. Ne ilginçtir ki, Kleopatra nedense hep mevcut zamanın en güçlü lideri ile aşk yaşar, veya en güçlü lider hep Kleopatra'ya aşık olurdu. Efes o dönemde Marc Antonius'un denetimi altındadır. Tam da o dönemde, son kardeşi, son muhtemel firavun adayı ve sözde koruma altındaki Arsinoe tapınaktan kaçırılarak öldürülür. Bu zamane şartlarında çok büyük bir hukuk ve tanrıtanımazlık idi, ama bazı karanlık güçler bunu yine de yoluna koymuştu. Kleopatra artık rahattı.
Arsinoe ne de olsa soylu idi, sıradan bir mezarı olmayacaktı. Artemis tapınağına yakın, Efes'in ana caddelerinin birinde görkemli bir mezara taşınacaktı. Arkeolojik olarak, bu mezarın Arsinoe'ye ait olduğunun en önemli kanıtı, mezarın zaten çok az günümüze kadar gelebilmiş parçalarının, bilgisayar mimari çizim programına yüklenip, mezarın rekonstrüksiyonu oluşturulmuştur. Anıt mezar, iskenderiye'de Ptoleme'lerin sembolü olan Pharos kulesinin tepesinde olduğu gibi, kare üstüne oturan sekizgen bir piramitten oluşmakta idi.
Ploleme'lerin hanedanlığı, son üyesi olan Kleopatra ile sürmüş olsa da, onun Marc Antonius ile birlikte intihar etmesi sonrası, bu hanedanın yaşayan başka ferdi, Kleopatra'nın Sezar'dan olma oğlu Sezarion ve Marc Antonius'dan olma Cleopatra Selene, Alexander Helios ve Ptolemy Philadelphos adında dört çocuğundan ibaretti. Bu çocuklara verilen isimlerden de, bunların ileride belirli bölgelere hükmetmeleri planlanmış, örneğin Alexander'in Büyük İskenderin eskiden sahip olduğu topraklarını alıp, Selevki hanedanının devamını hayal edilmiş ise de, bu durum gerçekleşmeyecekti. Ama bu da başka uzun bir hikaye.
Derleyen Asım Bilge Kapıcı