KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN'IN
cenazesi, dört yüz muhafızın nezaretinde İstanbul’a getirildi Cenaze İstanbul’da Süleymaniye Camii’nin musalla taşına konuldu. Cenaze namazı, beş yüz mübelliğin, (imamın sözünü tekrar ederek, duyulmayan yerlere ulaştıran cemaatten bir kimsenin) “Er kişi niyyetine” sözleri ve tekbir sesleri arasında kılındı. Baş tarafı Süleymaniye’de bulunan cemaatin sonu, Fatih’te bitiyordu. Kılınan Cenaze namazından sonra, Süleymaniye Camii bahçesinde hazırlanan kabre konuldu.
Kanuni Sultan Süleyman defnedilirken bir çekmece getirilip, kabre konulmak istendi. Şeyhülislam Ebüssü’ud Efendi, müdahale ederek, çekmecenin konulmaması gerektiğini, dinimizde kıymetli bir şeyin cenazeyle gömülmesinin mümkün olmadığını söyledi. Sultan Süleyman Han’ın, vefatından bir gün önce vasiyyet edip, bu çekmecenin kendisi ile gömülmesini istediğini bildirdiler. Ebüssü’ud Efendi mutlaka içindekilerin görülmesi gerektiğini, kıymetli bir şey varsa gömülemeyeceğini söyledi. Çekmece Ebbüssü’ud Efendi’ye verilirken elden kayıp düşünce yere bir sürü kağıt döküldü. Kağıtların herbirinde bir fetva ve altında şeyhülislamın imzası vardı. Ebüssü’ud Efendi, yazıların altında kendi imzasını görünce; “Sen kendini kurtardın ama, biz ne yapacağız?” diyerek ağlamaya başladı. Kanuni Sultan Süleyman Han, yapacağı her işi şeyhülislama sormuş, ondan aldığı fetva dahilinde hareket etmişti. Delil olarak da, bu fetvaların yanına gömülmesini vasiyyet etmişti.
Kanuni Sultan Süleyman, babasından devraldığı 6.557.000 km2 Osmanlı toprağını, yaptığı fetihlerle 14.893.000 km.’ye ulaştırdı..
Mekanları cennet olsun..