Avustralya’nın yerlileri, 18. yüzyılda kaşif ve sömürgeci güçlerin geldiği zamana kadar dış dünyadan tamamen kopuk yaşadı. O güne kadar geleneksel yaşamlarına devam ediyorlardı. Okyanusya’da, Paskalya adasının sakinleri dışındaki tüm kültürler, yazısız ve sözlü kültüre bağlı bir şekilde yaşıyordu. Bu yüzden bu kültürlerde bilgiler, şarkılar ve hikayelerle nesilden nesile aktarılıyordu.
Aborjinler hakkında her şey.
18. yüzyılda buraya gelen sömürgeciler, Avustralya’nın yerlisi Aborjinleri “barbar vahşiler” olarak tanımladı. Bunun sebebi, Aborijinlerin sosyal bir düzene ve klan hiyerarşisine sahip olmamasıydı. Fakat bu klanlardaki yaşama ve evliliğe yön veren karmaşık kurallar çok daha sonra anlaşılabildi.
Aborjinlerin efsanelerinin birçoğu hala yazıya geçirilemedi. Fakat günümüzde hala yaşayan bu halk, kısmen de olsa kültürünü korumaya devam ediyor.
Kıtaya ayak basan ilk insanlar
Yapılan bir araştırmada, Avustralyalı Aborjin erkeklerinin tüm Y kromozomu dizilimi incelendi. Bu dizilim, Aborjinlerin yerel genetik tarihinin kıtaya 50.000 yıl önce ayak basan ilk yerleşimcilere dayandığını ortaya koydu.
Aborjinler hakkında her şey.
İnsanlar Avustralya kıtasına ilk defa 50.000 yıl önce ulaştı.
Çalışma, daha önce ortaya atılmış olan Hindistan’dan Avustralya’ya günümüzden 4-5 bin yıl önce büyük bir göç yaşandığına dair teorileri çürüttü. Bu yeni DNA dizilimi çalışması, prehistorik dönemde böyle bir göçün yaşandığına dair herhangi bir kanıt bulamadı. Ama sonuçlar Avustralya’da uzun süreli bağımsız bir genetik tarihin olduğunu gösterdi.
Dünyanın en eski kemik takısı
2016 yılında Batı Avustralya’nın Kimberley bölgesinde MÖ. 44,000 yıl öncesine tarihlenen, kanguru kemiğinden yapılmış bir süs eşyası bulundu. Avustralya’da bulunan 46,000 yıllık işlenmiş bir kanguru kemiği, eğer gerçekten burna takılmak için tasarlandıysa, Homo sapiens’e ait şimdiye kadar bilinen en eski kemik takı olma özelliğini taşıyor.
Aborjinler hakkında her şey.
46,000 yıllık, dünyanın bilinen en eski kemik takısı.
Bu takı, 50,000 yıl önce Avustralya’ya ilk gelen insanların, Afrika ve Avrupa’daki çağdaşları kadar kültürel açıdan gelişmiş olduğunu gösteriyor. Parçanın, kanguru kemiğinden yapıldığı ve yerliler tarafından buruna takılan hızma benzeri bir işlev gördüğü düşünülüyor.
Avustralya’da daha önce bu kadar eskiye tarihlenen bir kemik takı bulunmaması, Afrika’dan Avustralya’ya gelen ilk insanların yolculukları sırasında kemik alet yapma bilgisinin kaybolduğu şeklinde yorumlanıyordu.
Aborjinler hakkında her şey.
Aborjinlerin burunlarına taktıkları kemikten yapılmış takılar.
Nesilden nesile binlerce yıllık kesintisiz bilgi aktarımı
Avustralya Aborjinlerinin sahip oldukları bilgileri nesilden nesle aktarmak için ezber yeteneklerini kullandıkları biliniyor. Aborjinler, yaşadıkları dünya ile ilgili sahip oldukları bilgileri hafızalarında saklayıp, binlerce yıl korumayı başarabiliyor.
Aborjinler hayvan türleri, fiziksel özellikleri, hayvanların diğer türler ve bitkilerle ilişkileri hakkında detaylı bilgilere sahipler. Araştırmacılar ise Aborjinlerin binlerce yılın birikimi olan bu bilgilere nasıl sahip olduklarını merak ediyordu. Bu konu üstüne yapılan çalışmalar için Aborjinler ile yapılan görüşmelerde, kabile yaşlıları, sahip oldukları bilgileri dansların, öykülerin, şarkıların ve mekanların içinde nasıl şifrelediklerini anlattı.
Aborjinler hakkında her şey.
Hafıza ile ilgili çalışmalarda insan beyninin hafıza ve mekan arasında bir ilişki kurarak evrildiği biliniyor. Çocukluğumuzu geçirdiğimiz mekanları tekrar ziyaret ettiğimizde normalde aklımızda olmayan anıların bir anda ortaya çıkması da bu hafıza ve mekan ilişkisinden kaynaklanıyor. Mekan, hafıza ile bağlantı kurulabilecek ayırt edici özellikleri olan herhangi bir yer olabilir. Bunlar yeryüzü şekilleri, kutsal alanlar ve hatta soyut tasarımlar olabilir.
Aborjinlerde kabilenin en yaşlıları en derin bilgileri hafızalarında saklıyor. Aborjin kültüründe bilginin gelecek nesillere aktarılması için kutsal ve gizli bölgeler bulunuyor. Örneğin Anangu Kabilesi, Uluru’da bulunan neredeyse her çentik, yarık ve tümseği ezbere biliyor.
Bambaşka bir inanç sistemi: Düş Zamanı
Aborjinler kendilerini yaşadıkları toprakların sahibi olarak görmüyorlar. İnançlarına göre, bu toprakları ataları ve efsanevi varlıklar adına kolluyorlar ve kullanıyorlar. Bu efsanevi varlıklar, Aborjinler için kişileştirilmiş tanrılar değil, “Düş Zamanı” varlıkları olarak adlandırılıyor.
Düş Zamanı varlıkları ilk olarak boş dünyayı, sonra yüzey şekillerini, daha sonra ise dağları, nehirleri, hayvanları ve insanları yarattı. Aynı zamanda insanlara ateşi kontrol etme, silah kullanma, avcılık, klan düzeni, evlilik kuralları gibi yaşama dair bazı kurallar getirdiler.
Aborjinler hakkında her şey.
Bu varlıklar dünyayı yarattıktan sonra buraya bakma görevini insanlara bıraktılar ve geride bazı izler bıraktılar. Düş Zamanı varlıklarının dünyayı dolaşırken izledikleri yollara “düş yolları” adı veriliyor ve bu yollar kutsal kabul ediliyor. Aborjinler ritüelleri sırasında, Düş Zamanı yollarını izleyerek, düş zamanı varlıklarınca açılmış patikalarda yürüyor. Bu yolculuklar sırasında şarkılar söylüyor. Bu yüzden bu yollara Şarkı Yolları da diyorlar. Bu şarkılarda genellikle Düş Yolları tarif ediliyor.
Düş zamanı varlıkları, hala Aborjinlerin dünya anlayışları için bir temel oluşturuyor. Bu varlıklar, mağara duvarlarında, kayalarda, hayvan postlarında, ağaç kabuklarında, kısmen hayvan, kısmen insan biçiminde resmedilmişler.
Aborjinler hakkında her şey.
Aborijinler Düş Zamanı varlıklarını ataları sayıyor. Bu yüzden uzun bir süre Avrupalılar, Aborijinleri “tarihsiz bir halk” olarak tanımlamışlar. Bazı Aborijin halkları atalarını hayvanlara dayandırıyor. Atalarının kendi çocukları için belli yerlere manevi güç bıraktıklarına inanılıyor. Kabile mensupları genellikle kendi bağlı oldukları klanın totem hayvanına göre atalarını anar (kuşkadın, kanguruadam).
Yaratılış döneminin ata varlıkları Wandjina olarak adlandırılıyor. Bu bulut ve yağmur ruhlarının denizden çıkıp gölcüklere ve pınarlara girdiklerine inanılıyor. Mağara resimlerinde betimlenen Wandjinaların gözleri ve burunları abartılı bir şekilde büyük fakat ağızları yok. Aborjinler, insanlardan memnun kalmayan Wandjinaların ağızlarını açtıklarında büyük su taşkınlarına neden olabileceklerini ve kayalardaki resimlerini de Wandjinaların bizzat kendilerinin yaptıklarını düşünüyor.
Aborjinler hakkında her şey.
Wandjina betimlemeleri.
Dünyadan ayrılmayan tek düş zamanı varlığı: Gökkuşağı Yılanı
Aborjin efsanelerinin birçoğunda, Yurlungur ya da Wollunqua adlı Gökkuşağı Yılanıyla ilgili hikayeler yer alıyor. Bu yılan, Avustralya’nın en değerli kaynaklarından suya hükmetmesinden dolayı, en önemli Düş Zamanı varlıklarından biri sayılıyor. Düş Zamanı sırasında sudan çıktığı düşünülüyor ve Aborjinler için bereketi simgeliyor. Bu yılan aynı zamanda Düş Zamanı sırasında dünyadan ayrılmayan tek varlık olarak kabul ediliyor. Güney Avustralya’da Akuru adıyla anılan bu yılanın, burada pınarlarda yaşadığına ve onları koruduğuna inanılıyor. Sular taştığında yılanın rahat edemediği ve gerindiği düşünülüyor. Pınardan su almak isteyen bir kişi, önce yılanı uyarmazsa yutulabilir.
Aborjinler hakkında her şey.
Gökkuşağı Yılanı betimlemesi.