Vapurdan indiğimde direk Tokyo için trene bindim.Kongo Gumi adlı tam 1428 yıllık bir inşaat şirketin sahibi dedemin çok nüfuzlu bir akrabasıydı. Bu şirketin tarihi bana inanılmaz geliyordu. Japonya, modern görünüme rağmen geleneklerine sıkı sıkıya bağlı bir porte çizerek beni şaşırtıyordu.Tokyo 'da amaçsız dolaşırken şaşkınlıktan şaşkınlığa düşüyordum.
Satın aldığım acaip pamuk şekeri gibi bir şeyi sokakta yerken ve bir yandan ciklet çiğnerken herkes bana garip garip bakıyordu . Bir okul çocuğuna kırık dökük Japoncamla bunun nedenini sorduğumda, sokakta bir şey yemenin çok ayıp olduğunu öğrenmiş oldum.Çocuğun başını okşadığımda kızarak ''Bunu da yapmayın, bu karşınızdakini aşağılamak demektir, kimseyle el sıkışmayın sadece eğilip selam verin'' dedi.
Ağzım açık, kala kalmıştım. 6800 adadan oluşan bu devletin 200 volkanik yanardağı vardı ve senede 1500 deprem bu yüzde yetmişi dağlarla kaplı ülkeyi titretmesi, dehşet vericiydi. Burada her şey tersti. Uğursuzluk getiren kara kedi bu ülkede uğur getiren olarak kabul görüyordu. Saçlarını, özür mahiyetinde kestiren insanların , kadınların erkeklerle asla bir arada olmadığı bir acayip diyarda her şeyi gözlemliyor bu bana çok yabancı ülkeyi tanımaya çalışıyordum.
İnşaat şirketi müdürü, beni, hemen akrabası bir generale yolladı. Kısa, tıknaz, sert bakışlı general, dedemi çok iyi tanıyan biriydi.beni hemen maiyetine aldı. Onunla birlikte ikinci gece,İngiliz elçiliğinin davetine katıldık. Ben general için tercümanlık yapmakla görevlendirilmişti.. Sevinmiştim, böyle bir görevle insan 3 dünya savaşından sağ çıkabilirdi.
Ortada, diplomatlara özgü sinsi bir sevimlilik hakimken, general beni yüksek rütbeli Japon subaylarla tanıştırdı, hepsi benle ilgilenip Amerika hakkında sorular sordular. Ben Amerika'nın çok güçlü bir sanayisi olduğunu, karşısında hiç bir gücün duramayacağını, Japonya için en akıllı siyasetin, Almanlar ile birlikte olup ezeli düşman Rusya'ya vurmak olduğunu belirttim.. Japonlar taş kesilmiş gibi beni dinlerken, beni ilgiyle izleyen bir batılı adam kulağıma doğru eğildi.'' Genç delikanlı, inan burada kafası çalışan tek Japon sensin. Ama seninkiler şu an Pearl harboor limanını vuruyorlar, bu yüzden partiyi kaybedecekler, izninizle kendimi tanıtmayı unuttum, Alman elçiliğinden Richard Sorge, onur duydum'' dedi.
Kala kalmıştım.Generalim hışımla bana ''Komutanlar karşısında fikirler beyan edilmez, burası Amerika değil, yarından itibaren uçuş okuluna gidiyorsun, beni utandırdın seni küçük budala'' dedi . Üzüntü ve utançtan taş kesilmiş, generalin çıkışını izlerken, nazik bir Japon albayı gülümseyerek bana bir içki sundu ve akıcı İngilizcesi ile'' Ben Tadamichi Kuribayashi,,Amerika'da askeri ataşelik yaptım, onları ve senin ne demek istediğini çok iyi anlıyorum. Japonya'yı çok zor günler bekliyor,ama bunu kavrayan sadece ikimiz varız ne yazık ki, görüşmek umuduyla'' dedi.
Gerçekten beni, çok ama çok zor günler bekliyordu ,olaylar bakalım bana daha ne sürprizler hazırlamıştı.
instagram historymankemer