Denizaltı suları yarıp satha çıkarken bende, 1941 den beri görmediğim ülkemi seyretmek için kuleyi tırmanıyordum . Farklı bir insan olduğum kesindi, çünkü içimde ne bir aile, nede bir vatan özlemi vardı. O, toy genç delikanlı gitmiş, çok şey görmüş, derin acılar çekmiş birinin olgunluğuyla yurduma bakıyordum.Sadece gizli görevime odaklanmıştım.
Bana çok benzeyen, hava kuvvetlerinde görevli bir levazım çavuşunun yerine geçecektim. Böylece B 52 uçaklarının olduğu üsse sızıp, onlara sabotaj yapılabilecekti. 1955 yılında hizmete girmiş bu dev kuşlar, 14 bin metre yüksekliğe tırmanıp, hızları saatte 1000 km yi aşan, 11.650 km menzile sahip,nükleer bomba taşıyabilen gerçek bir jet çağı canavarıydılar. Kızıl ordu bunlara karşı çaresizdi. Dünya barışını, bunlar tek başına sağlayacak caydırıcı bir kuvvet olarak başarıyla sağlıyorlardı.
Benle sahile çıkan ajan bile, beni ve görevimi bilmiyordu. KGB ajanları bizi bekliyordu ve çoktan özel bir eve geçmiştik bile. Sonrasında bana benzeyen çavuş, bir kadınla tanışmış ve birden ortadan yok olmuştu. Onun arabasına binip sabah üsse işime gittim. Görevim çok basitti ,uçuşa çıkan B 52 personeline yemek ve sıcak kahve içmelerini sağlayan termosları dağıtmak. Moskova' da, aylarca, yerini alacağım adamın hareketlerini, mimiklerini, konuşma tarzını öğrenmek için çalışmıştım ve bunu çok iyi başarıyordum . Zaten çavuş Collins, içine kapanık, çok az iletişim kuran biri olarak tanınmıştı. Hiç kimse, benim onun yerine geçtiğimi fark edememişti. İşler yolundaydı.
Amerika benim bıraktığım 1941 deki gibi değildi, korkunç büyümüş,resmen dev bir süper güç olmuştu. Asla Sovyet elçiliği çalışanı yada bir komünist ile iletişim kurmayı düşünemezdim, kati suretle yasaktı. Burada bir devrim olması imkansızdı. Güçlü sendikalar ve saat başı çalışmanın bedelini ödeyen sağlam bir sistem vardı. Burada bir işçi araba alabilirdi ama bir doğu bloku işçisi için bu sadece bir hayalden öteye gidemezdi.
Uygun gün, emir gelince,pazar izninden, üsse arabamla giriş yaptım. Zuladaki yerden termosu çıkarıp,bugün uçuşa çıkan B 52 personeline vermek çok kolay olmuştu. Termostaki kahvenin içinde özel bölmede belli yüksekliğe ayarlı bomba vardı.Milyonlarca dolarlık uçak ve beş mühendis uçuş personeli ,o yüksekliğe çıkınca birden yok oldular.
Uzmanlar durumu anlamamıştı ,teknik arıza sanıyorlardı, peş peşe 2 uçak daha düştü, ortalık karışmış, üs uzmanlar ve ajanlarla dolmuştu. Seri cinayetlerime bir süre ara verdim. Dişim çok ağrıyordu, tedavi eden dişçi yüzbaşı dişimde ki çelik kaplamayı görmüş ve burada hiç görmediğini söylemişti. Kanım donmuştu çünkü o kaplamayı Rusya da yaptırmıştım. Almanya da savaş zamanı yaptırdığımı geveledim. Dolgu bitince, evde sağlam çelik kaplamayı tornavida ile vurarak çıkardım,ağzım kan dolmuştu. Bu hata beni ele verebilirdi.
Korktuğum oldu, termosları incelemeye almışlardı, diş doktoru da er geç konuşacaktı. Devam edemezdim. Üsten bahane ile ayrıldım. KGB beni bu yüzden vurabilirdi ama benim tek derdim hayatımdı. Takip edilen av hayvanı gibiydim, bir kır evinde bir ay saklandım. Saçım sakalım birbirine karışmış halde otostop çektim.Eski bir münübüs beni aldı ,içindeki iki acaip keş le çabucak samimi olduk. Esrar çekerek, Amerika yollarını arşınladık. FBİ, CİA, KGB, bir asker arıyorlardı, sınırlar tutulmuştu. Oysa ben eşcinsel gibi davranan, renkli abartılı kıyafetler giyen bir esrarkeştim. Meksika ya geçmek kolay oldu. İki yol arkadaşımın boğazını kesip cesetlerini gömdüm, arabayı sattım.
Küçük bir sahil köyünde kayığımla balık tutarak, yıllarca çektiğim Rus kışını unutturacak, sıcak Meksika güneşinin keyfini çıkardım. Kaderimi yenmiş , ben kazanmıştım.
İnstagram historymankemer