91 yıllık ömründe 50 binin üzerinde sanat eseri üreten Pablo Picasso, 25 Ekim 1881 yılında, Malaga’da, resim öğretmeni José Ruiz Blasco ile Maria Picasso’dan doğdu. Dünyaca ünlü olan soyadını annesinden aldı. Baba mesleğine duyduğu büyük ilgiyle küçük yaşta resme başladı.
Muhtemelen Picasso’nun bir ressam olarak en büyük başarısı George Braque’la birlikte yeni bir deyim olan Kübizm’i yaratmasıdır. Bu işbirliği, sadece 1908-1914 yılları boyunca sürmesine karşın, iki ressam üzerinde kalıcı bir etki bıraktığı gibi, uluslararası boyutta da muazzam bir etki yarattı. Resimde uzamın temsiline dair düşüncelerde olağanüstü bir dönüşüm, heykelde devrim yarattı. 1912’ye kadar kübist resimlerin çoğu ya natürmort ya da insan tasviriydi ve neredeyse hepsi tek renkliydi. Adeta alaycı isim kübizme karşın kübik formlardan çok kesişen çizgilerden ve gölgelemelerden meydana geliyordu. Daha sonra renkler farklılaştı, uzam ve biçim üst üste örtüşen yüzeylere dönüştü. Resimde kullanılmasına alışık olunmayan, birbirinden çok farklı malzemeler bile cesurca resme dahil edildi.
Üretken bir ressam ve tasarımcı olarak Picasso çok sayıda baskı, heykel, seramik, fotoğraf ve hatta mücevher ortaya çıkardı. Hayatı boyunca giriştiği bu farklı etkinliklerin ardındaki koşullar çok çeşitli olduğu gibi, her biri farklı bir teknisyen ve uzmanla çalışmayı gerektiriyordu. Ama giriştiği etkinlikler ne kadar değişken olursa olsun, oluşturduğu imgeler ve nesneler hiç şüpheye yer bırakmayacak şekilde ona ait oluyordu ve asla resimle ilişkisini koparmıyordu. Bazen resim yapmayı bırakıp baskıdan tutun da şiire kadar pek çok başka işle uğraşsa da eninde sonunda hep resme dönüyordu.