Salgın Sırasında Paylaşılan Sahte Bilgiler Yüzlerce Kişinin Ölümüne, Binlerce Kişinin Hastanelik Olmasına Sebep Oldu!

Salgın Sırasında Paylaşılan Sahte Bilgiler Yüzlerce Kişinin Ölümüne, Binlerce Kişinin Hastanelik Olmasına Sebep Oldu!

 Salgın Sırasında Paylaşılan Sahte Bilgiler Yüzlerce Kişinin Ölümüne, Binlerce Kişinin Hastanelik Olmasına Sebep Oldu!
 Salgın Sırasında Paylaşılan Sahte Bilgiler Yüzlerce Kişinin Ölümüne, Binlerce Kişinin Hastanelik Olmasına Sebep Oldu! Handan Taşgın

COVID-19 salgını, sadece bir hastalık salgını ("pandemi) olarak yaşanmıyor. Aynı zamanda bir hatalı bilgi salgını ("infodemi") olarak da devam ediyor. Salgının başlangıcında Türkiye'de de yaygın olarak gördüğümüz birçok sahte haber ve yanlış bilgi gibi, Dünya'nın dört bir yanında hatalı bilgiler sosyal medya (özellikle Facebook ve Twitter) ve ana akım medya (özellikle televizyonlar ve gazeteler) tarafından yayılmaya devam ediyor.
American Journal of Tropical Medicine & Hygiene dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, 31 Aralık 2019 ile 5 Nisan 2020 tarihleri arasında, toplamda 87 ülkede, 25 dilde, 2311 adet sağlık tehdidi yaratabilecek, yanlış bilgi paylaşıldı ve bunların en az 800 kişinin ölümüne sebep olduğu tahmin ediliyor.[1] Araştırmacılar, şöyle yazıyorlar:
Yüksek konsantrasyonlu alkol tüketiminin vücudu dezenfekte edebileceği ve virüsü öldürebileceği bilgisi, dünyanın farklı yerlerinde yaygın bir şekilde paylaşıldı. Bu hatalı bilgiyi uygulayan ve metanol içen yaklaşık 800 kişi öldü, 5876 kişi hastanelik oldu ve 60'ında kalıcı körlük yaşandı.
Dünya çapında yayılan bu söylenti, önyargı ve komplo teorileri; yayılma ve ölüm oranları (%24), kontrol yöntemleri (%21), iyileştirme ve tedavi yöntemleri (%19), hastalığın kökeni (%15), şiddet (%1) ve diğer (%20) konularla ilişkiliydi.
Bu sahte haberlerden en ölümcül olanları, belirli şeyleri yemeniz ve içmeniz sayesinde hastalığa yakalanmayacağınızı veya daha kolay atlatacağınızı iddia eden haberlerdi. Buna rağmen, bunların bir kısmı, ABD başkanı Donald Trump gibi isimlerce de dile getirilen çamaşır suyu içmek gibi daha yaygın duyulan sahte bilgilerdi, bir kısmı ise ülkemizde de aralıklarla gündeme gelen "deve sidiği içme" gibi uygulamalardı. Bunlar, söz konusu tehlikeli haberlerin %89'unu oluşturacak kadar yaygın paylaşıldı.
Araştırmada tespit edilen en yaygın ikinci tip yanlış bilgi (%7.8), COVID-19'a neden olan SARS-CoV-2 virüsünün kökenleriyle ilgili komplo teorileriydi. Bunlar arasında virüsün Bill Gates tarafından salındığı ve bir biyosilah olduğu ile ilgili uydurma iddialardan, Donald Trump'ın İran'a zarar vermek için bu virüsü saldığına yönelik sahte argümanlara kadar birçok komplo teorisi bulunuyordu.
En yaygın üçüncü tip sahte bilgi ise, salgının belirli etnik kökenden olan kişilerle ilişkili olduğu ve bu kişilere karşı belirli ön yargılar geliştirmemiz ve önlemler almamız gerektiği yönündeki iddialardı. Özellikle de Asya kökenli kişilerin hedef alınması[4], sağlık personelinin hedef alınması[3], yaşlıların hedef alınması gibi uygulamalar, bu tür yanlış bilgilerin sonucuydu. Örneğin Ukrayna'da, şehirden uzaklaştırılan bir otobüs dolusu Wuhanlı birey, bu tür bir yanlış algı sonucunda taşlandı.
Elbette bu söylenti ve komplo teorilerinin hepsi zararlı değildi; birçoğu pek ilgi görmeden veya hedeflediği zararı veremeden unutuldu ve görmezden gelindi. Ancak vücudunuza klorür sürerek COVID-19'dan korunabileceğinize yönelik bilgilerden tutun da, tuzlu su ile gargara yaparak virüsün akciğerlere inişini önleyebileceğinize yönelik hatalı iddiaya kadar birçok sahte bilgi, birçok insanın hayatını tehdit etti ve hatta ölümlere sebep oldu. Örneğin bu iddiaya inanan bir kilisede, katılımcıların ağız ve boğazlarına tuzlu su sıkılarak dualara devam edildi; bu nedenle tek bir kilisede 100 kişi hastalığa yakalandı.[2]
Araştırmacılar, bu sorunların, sadece yanlış bilgilerle mücadele ederek çözülemeyeceğini; ayrıca sosyal medya firmalarının doğru bilgileri yayma yönünde teşvik etmenin ve sosyal medyada doğru bilgilerin yayılmasına katkı sağlamanın gerektiğini vurguluyorlar:
Söylentiler, ön yargı ve komplo teorilerinden güç alan sahte bilgiler, eğer bilimsel yönergelerin yerini alacak kadar yaygınlaşır ve öncelikli hale gelirse, toplum sağlığı üzerinde dikkate değer bir olumsuz etkiye sahip olma potansiyeline sahiptir. Hükümetler ve diğer kurumlar, COVID-19 ile ilişkili söylenti, ön yargı ve komplo teorilerinin dünya çapında yayılırken izlediği örüntüleri anlamak zorundadır. Ancak bu sayede vatandaşlarını risk konusunda uygun bir şekilde uyarabilirler.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
HERKESİN EVİNDE KOVİD-19 AŞISI VARDIR. HERKES BUNU BİLMELİ ÇOK ÖNEMLİ!
HERKESİN EVİNDE KOVİD-19 AŞISI VARDIR. HERKES BUNU BİLMELİ ÇOK ÖNEMLİ!
OKULLARDA SON DURUM. EĞİTİM ÖĞRETİM BÖYLE BAŞLAYACAK.
OKULLARDA SON DURUM. EĞİTİM ÖĞRETİM BÖYLE BAŞLAYACAK.