7 Nisan 1933 tarihinde Hitler, Yahudilere tüm kapıları kapatan yeni devlet memuriyeti yasasını onaylar.

7 Nisan 1933 tarihinde Hitler, Yahudilere tüm kapıları kapatan yeni devlet memuriyeti yasasını onaylar.
7 Nisan 1933 tarihinde Hitler, Yahudilere tüm kapıları kapatan yeni devlet memuriyeti yasasını onaylar. Menekşe Yalçın

Aynı yılın 6 Temmuzunda üniversite reformu peşindeki Türkiye göçmen bilim adamlarının kabulü için bir anlaşma imzalar Bu kanuna göre Almanya’dan gelen bilim insanları en kısa zamanda Türkçeyi öğrenecekler ve derslerine Türkçe devam edeceklerdi. Aynı zamanda bu kadronun özel muayenelerde çalışmaları mümkün olmayacak ancak acil durumlarda kendilerinden yardım istendiğinde ücretsiz olarak yardıma gideceklerdi. Türkiye hükümeti Almanya’dan gelecek yeni kadroların maaşlarından izin tarihlerine kadar düzenlemeler yapıyor ve ülkenin eğitim reformu için büyük fırsatlar sunacak bu profesörleri heyecanla bekliyordu.

Alman profesörle birlikte ülkemiz üniversiteleri “Außerordentlicher Professor” yani Ordinaryüs Profesör kavramıyla tanışır
Curt Kosswig de bir Ord. Profesördür. Almanya’da çalıştığı üniversitenin zooloji alanında en saygı isimlerinden olan Kosswig hem gen bilim hem de kanser araştırmaları konusunda bir otoritedir. Öyle ki bugün kanser araştırmaları için kullanılan onkojen kavramı dahi onun araştırmaları sonucunda literatüre girer. Aslında Kosswig bir Yahudi değildir. Hatta henüz amaçlarının ne olduğunu bilmediği dönemlerde Naziler için gönüllü bile çalışmıştır; ancak Nazilerin kendisini Yahudiler için muhbirlik yapmaya zorlamasıyla işler değişir
Curt Kosswig Türkiye’den gelen teklifi kabul eder, ailesini yanına alır ve gelir.
İstanbul Üniversitesi’nde dostu Prof.Dr.Naville’in ani ölümü ile boşalan Zooloji kürsüsünde görev alacaktır.
İstanbul’a adım attığında, ablasına yazdığı mektupta, şunları söyler :

“… Enstitü, Süleymaniye Camii’nin yanında, konumu harika. Pera, Boğaz, Marmara ve Haliç’ten Asya’ya kadar geniş bir bakış alanını kapsıyor. Üzerinde kara çaylaklar çığırarak dolanmakta. Enstitü, güzel ve temiz ama biraz ufak. Ayrıca ahırları ve akvaryumu inşa etmem gerek. Çok iş. Ama değerini bilmeye hazırlar. İlk karşılaşmamızda gençliğimden dolayı tereddütlü görünen rektör, Heilbronn’a ‘Bay Kosswig mükemmel bir seçim’ dedi. Daha iyisi olamaz.”

Ülkeye geldikten henüz iki sene sonra Türkçeyi öğrenen Curt Kosswig hem Türk insanından hem de Anadolu’dan çok etkilenir. Kendini gece gündüz araştırmalarına ve öğrencilerine verir.
Fen Fakültesi Zooloji Kürsüsü başkanlığına gelen Kosswig, hem Tıp fakültesi öğrencilerine dersler verir, hem de kendini Anadolu’nun keşfedilmeyi bekleyen denizleri ve karalarına adar.

Her şey 1938 yılında Batı Anadolu çalışmaları sırasında öğrencilerine bir tatlı su doğası göstermek istemesiyle başlar.
Haritada yeri belirlenen göl hayli büyük bir alana yayılmaktadır.
Pelikanlardan batağanlara, yaban kazlarından ördeklere, alıcı kuşlara kadar inanılmaz bir tür çeşitliliğiyle karşılaşılır. Aynı zamanda bir hidrobiyolog olan Kosswig karşılaştığı manzarayla büyülenir. Dünyanın en önemli sulak alanlarından biri gözlerinin önündedir.
Köylüler kuşların ağaçlara zarar verdiklerini düşündüklerinden kuşları kaçırmak için adam tutmuşlardır.

Kosswig kısa bir incelemeden sonra kuşların aksine ağaçlara zarar veren kurtları yediklerini fark eder. Köylülere durumu anlatır. Kuşlara ateş eden adam için bir bütçe çıkartır ve yeni görevinin kuşları kaçırmak değil korumak olduğunu söyler. Karşısındaki hazinenin farkında olan ünlü biyolog, nesillerdir okullarda “doğal zenginliklerimiz” arasında hepimize ezberletilen Manyas Kuş Cenneti’ni o günden sonra asla yalnız bırakmaz. Kuşların sınıflandırılması, halkalanması, gölün yapısı ve önemiyle ilgili karşılığı ödenemez çalışmalar yapar.
Manyas Kuş Cenneti ile ilgili en büyük tehlike, keşfedilişinden yıllar sonra Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın Bursalı seçmenine, Manyas gölünün suyunu Karacabey ovasına akıtma sözü olmuştur. Bunun üzerine, Curt Kosswig, Cafer Tayyar Türkmen’e kuş cennetiyle ilgili 10 fotoğraf albümü hazırlama görevini verir ve Fen Fakültesi Dekanı bunlarla birlikte “su işleri ile ilgili bakanlığa” götürür. Başlangıçta kayıtsız olan Bakan, albümlerin yaprakları çevrildikçe çok etkilenir ve ne yapar eder Manyas Kuş Cenneti’nin Milli Park statüsüne kavuşmasını sağlar
Kosswig çocukluğundan beri balıklar ve denize büyük bir merakla tutkundur.
İstanbul Boğazı, ünlü bilim adamının Türkiye’de yaşadığı 1937 – 1954 yılları arasında hem hayallerine hem de çalışmalarına ev sahipliği yapar. Et Balık Kurumu aracılığıyla bölüme Gezer, Görür, Bulur adlı 3 şirin tekne bile alınır.

Darülfünun’dan İstanbul Üniversitesi’ne geçiş süreci yani Atatürk’ün Üniversite reformu özellikle 1925 – 1926 yıllarında başlayan bir kültür hareketiydi. Almanya’dan özel yasalarla kadroya alınan öğretim görevlileri sayesinde o dönemler İstanbul Üniversitesi dünyadaki en iyi Alman üniversitesi olarak adlandırılmaya başlanmıştı. O dönemler ülkemizden bu disiplin ve görgüyle bir çok önemli bilim insanı da yetişti.

Curt Kosswig ayrıca öğrenci ve çalışma arkadaşlarını “tür özelliklerinin kalıtımı, kalıtsal tümörlerin histolojisi ve sitolojisi, balıklarda poligenik cinsiyet tayini, Türkiye tatlı su ve deniz balıklarının sistematiği, Anadolu’da hayvan türlerinin sistematiği, dev kromozomların yapısı, balıklarda interseksüalite, DDT'nin etkileri, simbiyotik bakterilerde azot bağlanması, dejenaratif evolüsyon, seksüel – mekanik izolasyon” gibi konularda çalışmaya teşvik etmiştir. Avrupa ülkelerinden konusunda isim yapmış meslektaşları ile bilgi ve materyal alışverişinde bulunmuştur.

emmuz -1955’te Hamburg Üniversitesi Zooloji Enstitüsü, Zooloji Müzesi Direktörlüğü’ne atanan Ord. Prof. Dr. Curt Kosswig Türkiye’den ayrılmıştır.

1969 yılında Hamburg’tan emekli olan Kosswig Atatürk Üniversitesi’nde (Erzurum) 2 yıl süre ile misafir profesör olarak görev almıştır.

Atatürk Üniversitesi’nde de Biyoloji Bölümünün gelişmesine önemli katkılar sağlamış, lisansüstü dersler ve seminerler vermiş, doktora tez yöneticiliği yapmış Anadolu Faunasının tespiti konusunda önemli bilimsel geziler düzenlemiştir.

1954 yılından sonra Hamburg Üniversitesinde , bir lisansüstü dersinde Alman öğrenciler Kosswig’i protesto etmeye başlarlar. Derste İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji asistanlarından Melekper Öktay da bulunmaktadır. Kosswig protestonun nedenini anlayamaz ve dersi anlatmaya devam eder. Fakat Alman öğrenciler de protestoya devam ederler. Bu sırada Melekper Öktay parmak kaldırır ve “Hocam dersi Türkçe anlatıyorsunuz” der

Kosswig’in ifadesine göre sınıfta gözü Melekper Öktay’a ilişince eski İstanbul günlerini hatırlamış ve bilinçaltından Türkçe konuşmaya başlamıştır.

Anadolu Panteri’nin bugüne kadar doğada canlı olarak çekilebilmiş tek fotoğrafı 1949’da, Malatya / Gölbaşı’nda, Curt Kosswig tarafından çekilmiştir.

Eşi Botanik bilimci Leonore 1974 yılında, Curt Kosswig ise 1982 yılında vefat eder. Cenazeleri vasiyetleri doğrultusunda Aşiyan mezarlığında toprağa verilir.

Bazen bir insan veya anlamlı yaşanmış bir hayat pek çok deneyimden daha yol gösterici olabilir.

Hitler
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
110 Yaşındaki Şemsi Nine’den Gençlere Hayat Dersi: İşte Asırlık Çınarın Sağlık Sırrı!
110 Yaşındaki Şemsi Nine’den Gençlere Hayat Dersi: İşte Asırlık Çınarın Sağlık Sırrı!
25 KURUŞU OLAN TURNAYI GÖZÜNDEN VURDU
25 KURUŞU OLAN TURNAYI GÖZÜNDEN VURDU