Birinci dünya savaşının sonunda ülke bir dullar memleketine dönmüştü.
Bıyığı yeni terleyen delikanlılarla, saçı sakalı beyazlamış ihtiyarlar arasındaki neslin çoğunu kaybetmiştik. Bu felaketten sağ kurtulanlarda ise sağlıklı bir vücut ve ruh kalmamıştı. Hastalıkların her türlüsü kol geziyordu. Millette kulaktan kulağa, ”gavur geliyor” korkusu haberi yayılıyordu.
Çünkü Osmanlı, savaşın sonunda Mondros mütarekesini imzalamış, ülkenin her bölgesinin işgalcilere teslim edilmesine razı olmuştu. İşgalcilere, aşama aşama Anadolu’nun iç kısımlarına yerleşmeye başlamışlardı.
Ülkenin Güneydoğusunda Arap hainliklerinden doğan saldırı ve zulüm çok konuşuluyordu. Tam bu sıralar, bu bölgede bir haber yayılmaya başlandı. Libya lideri Şeyh Şünusi hazretleri geliyormuş. Peygamber evladından imiş. Memleketin kurtulması için dualar edecekmiş. Herkes yollara düştü.
Bir kuşluk vakti Birecik yolundan Şeyh hazretleri yaylı bir arabayla kasabaya girdi. Gaziantep’e doğru devam etti. Nereye gitti ne konuştu bilmiyoruz. Ama bununla ilgili haberler aylarca konuşuldu.
O zaman ilk okulun ihtiyat sınıfındaydım. Bir sabah okulda Din dersleri hocası Hafız Halil efendi çocukları bahçeye topladı.
“ Din kardeşlerim, sizi Şeyh Şünusi hazretlerinin bir müjdesi için buraya topladım. Şeyh Şünusi hazretleri bir gece Peygamberimizi rüyasında görmüş ve koşup elini öpmek istemiş. Peygamberimiz kendisine sol elini uzatmış, buna şaşıran ve üzülen Şeyh Peygambere hitaben:
--Ya Resullallah niçin sağ elinizi vermediniz?
Diye sorunca şu cevabı almış:
--“Sağ elimi Ankara’da Mustafa Kemal’e uzattım”.
Hafız Halil hocamız bunu anlatırken elleri ve çenesi titriyordu. Gözleri yaşarmıştı. Birden imanlı ve gür bir sesle:
“Ey ahali, Mustafa Kemal muzaffer olacak, Peygamber efendimizin sağ eli onun elindedir. Buna iman edin….”
Dedi ve kürsüden indi. Bu hocamız camilerde de bu rüyayı vaaz etmiştir.
Bu rüya meselesi bu dönemin aklı ve felsefesiyle, basit ve mantıksız gelebilir.
Ancak, şunu kesinlikle bilelim ki, bu rüya, Güney ve Doğu Anadolu toprağında Milli Mücadelenin, Mustafa Kemal imanının bir nevi manevi ateşi olmuştur.
Bu ateşi, halkın ruhundan o zaman ki İstanbul’un ne şeriat propagandası, ne de Hilafet orduları yıkabildi.
Vatanımızın felaketine ağlayan ona manen iştirak eden, milli Mücadelemizi selamlayan dost ve kardeş Libya oldu. Ve onun büyük lideri Şeyh Ahmet Şünusi bizimle beraber ağladı. Türk’ün dostluğuna bel bağladı. En kara günlerimizde onun ışık saçan rüyası, Türk’e karşı Ak Şemsettin’in İstanbul surları önünde görmüş olduğu mübarek rüya kadar ulvidir, değerlidir.
Ve bugün, Afrika kıtasının en kalkınmış, en adaletli ve Türkiye dostu Libya’nın, Batılı soyguncularca doğrudan işgal edilerek, petrollerine el konulmasına ve insanlarının hunharca öldürülmesine, bir lokma ekmek için denizlerde boğulmalarına, bugünkü İslamcı rejimler büyük destek vermişlerdir.
Tarihten, Müslümanlıktan, insanlıktan utanılacak siyasi kararlar alınırken, lütfen alkışlamayalım.
Bu bilgiler: bu olayı bizzat ilkokuldayken yaşayan
Sosyolog, yazar Prof: CAHİT TANYOL ‘dan alınmıştır.
KENAN ÖZEK


















