Tam 15 yıl önce yine bir Eylül ayında, ülkemden ailemden binlerce kilometre uzak ABD’nin soğuk bir eyaletinde, öğrenciliğimde karşılaşmıştık onunla.
Tesadüfen önünden geçmiş olduğum çok büyük bir evcil hayvan ihtiyaçları mağazasında, “bir kediyi kurtarmak ister misiniz?” yazısı dikkatimi çekmişti. Sahiplendirmek için tavana kadar yapılmış kafeslerde sergilenen kedilere bir bakmak istemiştim. Hepsi ya sokakta bulunmuş, ya da terk edilmiş kedilerdi.
Bir yandan “Gurbette yalnızlığımı paylaşmak için bir kedi sahiplensem mi?” düşünceleri bana kendini duyurmaya çalışırken, bir yandan da kendisini bu zindandan kurtarmak istercesine gelenlere bakan yavru kediler dikkatimi çekmeye çalışıyordu. Tuhaftır ki aralarında yaşı olduğunu tahmin ettiğim bir tanesi, en alt köşede, tüm kafeslerden ve gözlerden uzak, muhtemelen yaşından dolayı ilgi görmediği için, sahiplenilmekten umudunu kesmiş derin derin uyuyordu. Bilgilerini okuyunca tahminimde haklı olduğumu anladım.
İsim: Chester
Yaş: 3
Erkek
Kafesinden çıkarıp kucağıma aldığımda onun şaşkınlığına ben de şaşırmıştım. Bir kedinin mimikleri olabilir miydi? Onun şaşkın mimiklerine, komik duruşuna bayılmıştım.
Mağaza müdürü, kediyi sahiplenme ve sorumluluk belgelerini imzalattıktan sonra, tüm içtenliğiyle “umarım birlikte mutlu ve sağlıklı çok uzun yıllar geçirirsiniz” demişti. Bu söz hiç aklımdan çıkmazken gerçekten tutacaktı...
Hiç kedi ile yaşamamış olan ben, bu sevimli arkadaşım Chester’la nasıl yaşayacağımı bilmiyordum.
Gündüzleri okula gidiyor, geceleri de bir benzincide çalışıyordum. Başlarda yatak odama alamadığım bu tüy yumağı, aylarca yatak odamın kapısında yatarak yavaş yavaş hissettirmeden mesafeleri esnetti. Kafamdaki asılsız kedi klişelerini tek tek yok etti. Sevgililer değişti, arkadaşlar değişti...
Sadık dostum Chester ise, can yoldaşım oldu.
Ya sonra?
Muhteşem ve her anı sevgi dolu geçen 15 yıl:
• Amerika içinde sayısız şehre binlerce km seyahatler, otellerde beraber konaklamalar,
• ABD’de beraber geçirdiğimiz 5 yılın sonunda okulumdan mezun olduktan sonra 3 gün 3 gece araba ile ABD’den Kanada’ya taşınmamız,
• Eşimle tanıştığımızda bizimle verdiği mutlu pozlar,
• Evden eve taşınmalar,
• Ve Kanada’da geçen 5 yılın ardından beraber ülkeme kesin dönüş,
• Türkiye’de beraber mutlu geçen bir 5 yıl daha,
• Eşimin hamileliğinde, her gece karnına yaslanması, belki de bebeğe eşime şifa vermesi, sevgi vermesi,
• Geçen sene doğan oğluma karşı naif ve anlayışlı sevgisi,
• İçeride bebeğimiz ağladığı zaman sinirli sinirli karşımıza hesap sorarcasına gelip dikilmesi,
Ve daha sayamadığım nice sevinçler, üzüntüler, anılar…
15 yıl boyunca hiç kimseyi tırmalamamış bir kedi olabilir mi?
Çağrılınca gelen, isteyince de giden bir kedi?
Yıllar geçtikçe uyku saatlerini seninkine göre ayarlayan ve istisnasız her gece beraber uyumayı isteyen bir kedi?
Bıkmadan, usanmadan her gün okuldan, işten geldiğimde beni kapıda karşılayan bir kedi?
Yüzüme yastığı kapatıp ağlama taklidi yaptığımda, diğer odadan telaşla koşan, iyi misin dercesine yüzümden yastığı açmaya çalışan bir kedi?
O bana bunların hepsinin olabileceğini kanıtladı.
“Kediler sahiplerini değil evlerini severler” sözünün aksine, önce onun evi ben olmuş; sonra eşim ve ben nerede isek onun evi orası olmuştu. ABD, Kanada, Türkiye, oteller, moteller… Biz nerede isek, yarım saatlik bir alışma sürecinden sonra yanımızda mutlu biçimde uyuklarken bulurduk onu.
Ama dün gece farklı uyuyordu…
Tam 15 yıl sonra, yine bir Eylül ayı.
18 yaşındaydı.
Organları artık yorulmuştu...Sevgi ve ilgi ile onu biraz daha yanımda tutabilir miydim? Belki bir yıl daha? Neden olmasındı? Chester izin verdiği sürece tabi
Veterinerler, serumlar, vitaminler, ilaçlar… Onu rahatlattı ama...
Bir önceki gece saatlerce sevdim, taradım, kokladım.
Kendisini sağlıklı göstermek için eski günlerdeki gibi pırladı, kuyruğunu salladı, iyi görünmeye çalıştı.
Karşısındakinin ağlamasına bile dayanamayan bir Chester’dan da bu beklenirdi.
Mutluydu, çünkü beraberdik, 15 yıldır olduğu gibi.
Ama dün gece yürürken bir anda durdu.
Artık dinlenmeden yürüyemez olmuştu.
Yine” Şuracıkta biraz dinleneyim” demiş olmalıydı.
Çok uzun bir dinlenme...
Uyur vaziyette melek olmuştu. Göçerken bile üzmek istememişti, 15 yıldır üzmediği gibi. Ve sanki bizi beklemişti, bizim hazır olmamızı...
22 yaşımda iken tanımış olduğum bu muazzam kalp, ben tam 37 yaşındayken gençliğimle beraber gitti.
Beni asla yalnız bırakmamış, oğlumla bile tanışmış ve artık görevini tamamlayıp
"Hoşça kal” demişti.
Kediler Nankör Müdür?
Cevabı siz verin. Ama vermeden önce sizin onlara “ne” verdiğinizi de düşünün.
Ona bir birey gibi davrandınız mı?
Mama vermek dışında ilgilendiniz mi?
Peki ya gerçek Sevgi?
İnanılanın aksine kurban edilip kesilen hayvanların değil, sevdiğimiz, yardım ettiğimiz, ve hayatımızı paylaştığımız hayvanların bize öteki tarafta yardımcı olacağına inananlardanım.
Hoşçakal Chester. Hoşçakal Dostum.
Er ya da geç görüşmek üzere…
Yazan: Erkan Hoşsöyler


















