DOĞANIN KANUNU

DOĞANIN KANUNU
DOĞANIN KANUNU Handan Taşgın

Budist inancına göre gautama MÖ 500 civarında küçük bir himalaya krallığının varisiydi. Etrafında gördüğü acılardan çok etkilenen genç prens erkeklerin, kadınların, çocukların ve yaşlıların sadece savaş ve salgın hastalık gibi sorunlarla aynı zamanda endişe, kızgınlık ve memnuniyetsizlik gibi şeylerlede boğuştuğunu ve tüm bunların sanki insan olmanın ayrılmaz bir parçasıymış gibi olduğunu görmüştü. İnsanlar zenginlik ve güç peşinde koşarken bilgi ve maddi birikim yaratıyor, erkek ve kız çocuklar dünyaya getiriyor, evler ve saraylar yapıyorlardı, ama ne yaparlarsa yapsınlar hiçbir zaman memnun değillerdi. Fakirlik içinde yaşayan zenginliği, bir milyonu olanlar iki milyona sahip olmayı hayal ediyordu, iki milyonu olanlarda on milyon istiyordu. Zengin ve ünlü kişiler bile nadiren memnunlardı çünkü onlarda hastalık, yaşlılık ve ölüm hayatlarını sonlandırana dek sonu gelmeyen endişelerle ve kaygılarla boğuşuyorlardı. Bir insanın tüm biriktirdiği şey buhar olup uçuyordu. Hayat manasız bir yarıştı. Peki bundan kaçmanın yolu neydi?

Gautama 29 yaşındayken bir gece gizilice sarayından kaçarak ailesini ve tüm mal varlığını arkasında bıraktı. Kuzey Hindistan'ı baştan başa bir berduş gibi gezerek bu acılardan kurtulmanın bir yolunu aradı . Aşamları gezdi, guruların dizlerin dibinde oturdu, ama hiçbirşey onu özgürleştirmedi ve tatmin etmedi. Yinede umutsuzluğa düşmedi ve tamamen özgürleşmesini sağlayacak bir yöntem bulana kadar çektiği dertleri incelemeye koyuldu. İnsanların çileleri ve ızdıraplarının özünü, sebeplerini ve tedavilerini anlamak için altı ay boyunca oturup düşündü. Sonuç mutsuzluk ve acı bir talihsizlik, sosyal adaletsizlik veya ilahi bir heves yüzünden yaşanmıyordu.

"Acı, bir insanın kendi davranış örüntüleri sebebiyle ortaya çıkıyordu."

Gautama'nın içgörüsü, zihnin deneyimlediği şey ne olursa olsun genellikle bir şeyleri çok istediğini ve bununda mutsuzluğa yol açtığını söyler.

Gautama bu kısır döngüden kurtulmanın bir yolunu bulmuştu.
Eğer zihin keyifli yada can sıkıcı birşeyler yaşadığında bu olayları oldukları gibi kabul ederse, o zaman acı doğurmaz. Eğer üzüntüyü, üzüntüden kurtulmayı dileyerek yaşayamazsınız gene üzüntü hissetmeye devam edersiniz, ama bundan acı çekmezsiniz. Eğer mutluluğu, mutluluğun yoğunlaşabileceği ihtimalini düşünmeden yaşamayı başarabilirseniz, akıl sağlığınızı kaybetmeden bu mutluluğu hissedebilirsiniz.
Arzular tamamen dizginlenirse yerini nirvana olarak bilinen (kelimenin tam anlamı" ateşi söndürmek"tir.) Büyük bir doyuma huzura bırakır.
Sürekli arzulamayan acı çekmez .
Acı arzudan doğar.

Yuval Noah Hararı

DOĞANIN KANUNU
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca: 15 hastamızı daha kaybettik !
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca: 15 hastamızı daha kaybettik !
Fahrettin Koca: Vaka sayısı 359, can kaybı 4 oldu
Fahrettin Koca: Vaka sayısı 359, can kaybı 4 oldu