ELİ ZEHİRLİ , KOCA KATİLİ ROMA AJANI THEAMUSA

ELİ  ZEHİRLİ , KOCA KATİLİ ROMA AJANI THEAMUSA
ELİ  ZEHİRLİ , KOCA KATİLİ ROMA AJANI THEAMUSA Handan Taşgın

ELİ  ZEHİRLİ , KOCA KATİLİ ROMA AJANI THEAMUSA
-------------------Roma köleliğinden Pars kraliçeliğine -------------
Tarih sahnesine pek bir karanlık  ve gizem dolu karakter olarak yansıdı  Theamusa, hem kendisi hakkında aktarımların çok az olması, hem de bilinenler ışığında bize yansıyan eylemleri itibarıyla. Aslında gayet de mütevazı bir hayat yolu çizmişti ona kader, ama kaderi aniden değişecekti. O,  Roma'nın egemen sınıfının içinde, kendisine ufacık bir rol biçilmiş bir köle idi, daha doğrusu bir cariye. Salt köle olmak için fazla güzeldi anlaşılan. Bu da onu, göreceğimiz üzere, kıymetli kılacaktı.

Antik dönemlerde kadınların hiç bir zaman kendilerini gösterip, yükselmek gibi bir şansları hiç olmadı, eğer bir Kleopatra değildilerse. Bir nevi, sürekli bir vesayet altında yaşadılar, otoriter kocalarının, babalarının veya oğullarının. O bakımdan, anlatacağım hikayenin ağırlığı  bir kata daha artmaktadır, eğer bu bilinç ile algılanırsa. Kadının durumu böyle olunca  ve fırsat eşitliği diye bir anlayış henüz telaffuz bile edilmezken, kadınların politik arenada etkin olmasının tek yolu da, sahne önünde olmak yerine, ancak olayları sahne arkasından  yönetmek şeklinde olabilecekti. 

Theamusa'nın hikayesi yarım kalırdı, onun sahneye girmesinden önceki tarihi akışı bilmeseydik eğer. Roma ve Part imparatorluklarının hikayesi ve rekabeti oluşturur zira bunun kadrajını. Roma genişleme sevdasına Mesopotamya'yı da katmıştı elbette, kontrol ettiği yahudi topraklarına komşu olan. Oradan sonra Pars imparatorluğu bir adım sayılırdı. Ayrıca da Ermeni toprakları, ikisi arasında paylaşılamayan topraklar olmuştu. Karmaşık ve yıllar süren bir  çatışma süreci sonunda, mö. 20 yılında barış anlaşmasına gidilecek, Fırat ırmağı her iki ülke arasında sınır hattı olarak kabul görecek, silahlar susacak, savaş esirleri değiş tokuşu yapılacaktı, Roma'lılar için ise en önemlisi,  savaş esnasında Pars'lara kaptırdıkları, kutsal saydıkları savaş bayrağı iade edilecekti.'İadeler' arasında, daha önceden Roma'ya esir düşmüş olan Pars İmparatoru 4. Phraates'in onca cariyesinden birinden doğma oğullarından biri de vardı, ileride tekrar konu olacak olan. Roma Sezar'ı Augustus bu anlaşma esnasında Pars kralına bir armağanda da bulundu, sanki onun sayesinde düşmanına ne tarz felaketler yaşatacağını önceden biliyormuş gibi. Hediyenin küçüğü büyüğü  olmaz ama, bu hediye, zamanın adab-ı muaşeret kurallarına da uygun olarak, bir kadın  köle idi, Musa adında. Öyle kıytırık, sıradan bir köle de olamazdı elbette, Pars kralına layık olabilecek güzellikteydi, muhtemelen de Pars coğrafyasında türünden az bulunur, kuzeyli tipinde, belki   İlirya'lı, belki de Karpatlar'dandı, ama muhakkak  bir afetti, ileride kraliçe Theamusa olabilecek kadar. 

Bütün kozlarını en iyi şekilde oynamış olmalı ki, Pars sarayı hareminde cariye olarak da kalmadı , Phraates'in karısı oldu. Neler yaşandığının ayrıntısı ile bilmek ne mümkün, ama Theamusa'nın kral eşini ikna edip, cariyelerden doğma  dört oğlunu birden Roma'ya göndermeye ikna ettiği bilinmekte. Göndermek desem de, politik ve stratejik rehine olarak gönderildiler, Roma ile arasını iyi tutmak adına. Sözde askeri eğitim için. Sahne bu şekilde Theamusa'ya kalmıştı, muhtemeldir ki, eşinin politik kararlarına da karışmıştır, gücü ve iktidarı ele almak istemiştir, ama yine bir varsayımla, bu konuda ya yeterince başarılı olamamış, veya olduğu kadarıyla ile yetinmemiş olmalı ki, tek bir çaresi kalmıştır, sarayda mutlak hakimiyeti ele geçirmek için: Phraates ölmelidir, ama göze batmayacak şekilde. Öyle de olur. Bugün dahi modern adli tıbbın izini süremediği , kanıtlayamadığı zehir türleri varken, o çağda biçilmiş kaftandı zehir kullanmak, amaca giden yol için. Amaç da aracı kutsamıyor muydu zaten? Amacı hususuna da geleceğiz ayriyeten.

Theamusa ile devam etmeden önce, 4. Phraates hakkında da kelamda bulunmak farzdır. Phraates'e acımak geliyor insanın içinden, ama boşuna dememişler, 'yapan bulur' diye. Phraates devlet erkini tek başına elinde tutabilmek adına, babasını ve bir oğlunu öldürtmüş bir adamdır. Akabinde de hışmı ve hırsı ülkesinin önde gelen soylularına yönelmiştir, birer rakip kral adayı olarak görülebilecek olan. Kendisine acıma duygumuzu da peşin peşin yok etmiştir bu eylemleri sayesinde.

Phraates'in ölümünden sonra, Theamusa ve Phraates'in ortak iki oğlundan küçük olan oğlu geçer tahta, 5. Phraates'dir yeni kral   Pars'ların ülkesine. Elbette Theamusa'nın parmağı vardır oğlunun kral olmasında. O ve Theamusa beraberce altı sene yönetirler ülkeyi, biri perde önünde, diğeri perde arkasında. Toplum erkek ister elbette devlet erkanının başında. Ama sınır tanımayan ölçüsüzlükleri ve devlet için teşkil ettikleri tehlikeleri gözlemleyen Pars elitleri ve soyluları tarafından onlar da öldürülürler, neredeyse vatana ihanetten demek icap eder. Belki onların da 'Roma ajanı' gibi bir şüphesi olmuştu.  Elbette taht boş kalmaz, ama bunlar hikayemizin dışında kalsın.

Theamusa'nın yaptıkları ettikleri onca fenalık göz önüne getirildikçe, akla şu soru da geliyor? Ne istemiş olabilirdi eski bir köle bir imparatorluktan? Tanrısından bir dilek tutma hakkı olabilseydi eğer, dileyebileceğinin zaten fazlası sunulmuştu ona hayatta. El üstünde tutulan bir kraliçe olmuştu. Bunca hırsın, entrikanın ve hatta ihanetin arkasında yatan başka bir sebep de aramışlar tarihçiler, herhalde bu kadarına onlar da akıl sır erdirememiş olmalılar. Teori geliştirmek zor hiç olmamış. Theamusa bir Roma ajanıymış, gizli bir anlaşma ile Phraates'in kollarına teslim edilen.  Zamane 'mission impossible' örneği. Roma'lıların dünya kültürüne, hukukuna ve siyaset anlayışına kazandırdığı ve bugün bile uygulanan ve kullanımda olan  o kadar çok ilkler, farklı  anlayış  ve stratejiler vardır ki, çok şaşırmamak da gerek, abartılı bir hayal ürünü dememek lazım. Zira 'Divida et impera'-Böl ve yönet, 'primus inter pares'-eşitler arasında ikinci, 'cui bono'-ne çıkarla, şeklinde bir çok başka ilkeye imza atmıştır Roma entelektüel zihni. 

Ama bizim zihinler de boş durmamış. Ecdadımız nasıl da güzel ifade etmiş bu durumu...Mevlana'dan bir sözle de ifade etmek mümkün bu tarihi olayın özünü :  “Eden kendisine eder. Yapan, bulur ve çeker. Unutma! Kazanmak koca bir ömür ister. Kaybetmeye ise anlık gaflet yeter.”  

Değerli Okuyucu, 
postumuzu okuduğunuz  için teşekkür ederiz. Bu yazı, Antik Çağ Uygarlıkları sayfamız için tarafımca özel derlenmiştir. Beğenmeniz durumunda bir beğeni bırakmanız veya yorumda bulunmanız halinde, sayfamızın facebook bildirimlerinde daha üst sıralara çıkmasına yardımcı olacağınızı duyurmak isterim. Teşekkürler.
Asım Bilge Kapıcı

KOCA KATİLİ ROMA AJANI THEAMUSA
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İNSANLIK DIŞI KEKEMELİK DENEYİ!
İNSANLIK DIŞI KEKEMELİK DENEYİ!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarını onayladı: 14 general ve amiral bir üst rütbeye yükseltildi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarını onayladı: 14 general ve amiral bir üst rütbeye yükseltildi