İşte Yıldız Kenter'in Hiç Bilinmeyen Diğer Adı

Usta sanatçı Yıldız Kenter'in ölümü sevenlerini yasa boğdu. 91 Yaşında hayata gözlerini yuman Duayen isim Yıldız Kenter'in hayatı öyle sıradan bir hayatlara benzemiyor.

İşte Yıldız Kenter'in Hiç Bilinmeyen Diğer Adı
İşte Yıldız Kenter'in Hiç Bilinmeyen Diğer Adı Handan Taşgın

Yıldız Kenter belkide ülkemizdeki en büyük sanatçılardan biridir. 91 yıllık hayatı sıradışı. İşte Yıldız kenter'le ilgili belkide bir çoğunuzun ilk defa duyacağı sırları ve geçmişi
Bu 'Yıldız' sönmez Her daim, Çamlıca’da doğduğu ev kadar zarifti, çarpıcıydı, sıradışıydı, ışıklıydı. Bu yüzdendir ki basına yansıyan son fotoğrafında dahi aydınlıktı yüzü.
Bu 'Yıldız' sönmez Gülümsemesinde yaşanmışlıkların izleri, gözlerindeyse hep tazecik bir ümit vardı sanki. Keza güçlüklerle örülen hikayesinin sırrı da o bitmek bilmeyen ümidiydi.

ÖLÜMSÜZ SEVDANIN ÖLÜMSÜZ ESERİ: AYŞE YILDIZ
Bu 'Yıldız' sönmez Babası Ahmet Naci Bey... Kendi deyimiyle “Rönesans prensi” gibi yetiştirilmiş bir adamdı. Varlıklı ve aristokrat bir aileden geliyordu. Çağının ötesindeydi. 1910’lu yıllarda eğitimi için İskoçya’ya gidecek kadar ileri görüşlü, vizyon sahibiydi. Hariciyeciydi. Lozan’da İsmet İnönü’nün özel kalem müdürlüğüne kadar yükseldi.

Yurt dışı tahsilinden yalnız başına dönmemişti Ahmet Naci Bey. Doğu Ekspresi’nden Sirkeci’ye ayak bastığında, Londra’da bir resepsiyonda tanıştığı güzeller güzeli Olga Cynthia ve Olga’nın 16 yaşında yaptığı evlilikten dünyaya gelen oğlu Jack vardı yanında.
Bu 'Yıldız' sönmez İşgal yıllarıydı. İngiliz ve Fransız zırhlılarının Boğaz’a demirlediği yıllardı. Zorluk, yokluk had safhadaydı. Ve Ahmet Naci Bey’in ailesi, Çamlıca’daki köşkün yeni sakinlerini hiç de hoş karşılamadı. İngiliz Olga, tüm yüz çevirmelere karşın sevdası uğruna güçlüklere göğüs germeye hazırdı. Müslüman oldu, kara çarşafa girdi. Ve Nadide ismini aldı.

Bu 'Yıldız' sönmez Ailenin zorluklarla asıl imtihanı 1920’lerin ortasında başladı. Yeni çıkan kanunda “Hariciyecilerin eşleri yabancı olamaz” diyordu. O kanun aile için bir dönüm noktası oldu. Eşini kağıt üstünde boşayıp nikahsız yaşama önerilerini, kendisi için memleketini terk eden Olga’ya hakaret sayan Ahmet Naci Bey, Dışişleri’nden istifa etti.

Bu 'Yıldız' sönmez O kararın sonucu fakr-u zaruret oldu. Tam da o günlerde; 1928’te Çamlıca’daki köşkte 4 çocuklu ailenin 5’inci üyesi doğdu. Ayşe Yıldız. Yıldız’ı saracak kundak dahi yoktu. Yoksullukları öyle boyutlara ulaşmıştı ki önce evdeki tüm eşyaları sattılar. Sonra köşkten taşındılar. Daha ucuzu olsun diye oradan oraya sürekli ev değiştirmeye başladılar. 1932’de ailenin en küçüğü Müşfik dünyaya geldi.
Bu 'Yıldız' sönmez Mesleğini terk eden Ahmet Naci Bey gazetelerde çalışıyordu. Ancak hiçbir işinde kalıcı olamayınca aile Ankara’nın yolunu tuttu. Ahmet Naci Bey, Ziraat Bakanlığı’nda iş bulmuştu.

“Babam aşkının bedelini çok ağır ödedi, kendini içkiye vurdu” diye anlatıyor Yıldız Kenter bir röportajında. “Eline geçen parayla alkol alırdı. Fakat 6 ay içmediği de olurdu. Sıradışı bir alkolikti” diye tanımlıyor Ahmet Naci Bey’i.
Bu 'Yıldız' sönmez Babasının alkol problemi nedeniyle zaman zaman vuku bulan tartışmaların dışında fakir ama mutlu bir yuvaları vardı. Annesi Olga, her zorluk karşısında dimdik durmaktan hiç vazgeçmedi. Bir de Ahmet Naci’yi sevmekten.

Kavganın, gürültünün, kalabalığın, garibanlığın içinde çizdi yolunu. Ablası Güner’in sesi çok güzeldi. Hedefi konservatuvara girmekti. Anne ve abileri izin vermedi. Güner’e kapatılan o kapıları, Yıldız kendisi için açacaktı. Gönlüne tiyatro sevdasını koymuştu bir kere. Babası tuttu elinden. Ve Yıldız’ı gizlice Ankara Devlet Konservatuvarı’na kaydettirdi. Orta okulda her sene ikmale kalan Yıldız, fakülteyi sınıf atlayarak bitirdi. İçindeki yıldız ortaya çıkmıştı.

Bu 'Yıldız' sönmez Rockefeller bursu ile okyanusun ötesine; Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti. Gitmeden bir gece önce babasıyla alkol yüzünden kavga etti. O gece babasını son görüşü oldu. Yıldız, önce babasından bir mektup aldı. Hayyam’dan bir dörtlükle kendisinden af dilemişti. Ahmet Naci Bey, o mektubu yazdıktan kısa bir süre sonra da hayata veda etti.

Olga’nın en az anlaştığı çocuğu Yıldız’dı. Ama ölünceye kadar onunla yaşadı. Yıldız, annesine çok şey borçluydu. En başta mücadeleci ruhunu. Yıllar sonra annesine, Olga Cynthia’yı anlatan tiyatro oyunuyla teşekkür etti.
YILDIZ’IN BÜYÜK AŞKI
Bu 'Yıldız' sönmez Yıldız Kenter 1951 yılında 23 yaşında meslektaşı Nihat Akçan ile evlendi. 1952’de kızı Leyla doğdu. Akçan ile evliliği 7 yıl sürdü.

Bu 'Yıldız' sönmez 30’larındaki Şükran’ı ilk olarak Dünkü Çocuk oyununu izlerken gördü. Kader bu ya bir süre sonra Ankara Devlet Tiyatrosu’nda birlikte sahne almaya başladılar. Birbirlerinden çok da hazetmediler önceleri. Çekişmeli ilişkileri zamanla, ara ara tatlı tartışmaların yaşandığı bir dostluğa dönüştü.

Aslında Şükran çoktan aşık olmuştu bu kuğu gibi zarif ve çarpıcı kadına. Başından başarısız bir evlilik geçen Yıldız ise özlemini çektiği huzuru bulmuştu Şükran’da. Şükran sade, dürüst ve gerçekçi bir karakterdi. Güvenilirdi. Sonunda birbirlerine aşklarını ilan ettiler. Ve evlenmeye karar verdiler.

Bu 'Yıldız' sönmez Ancak aileleri şiddetle karşı çıktı bu evliliğe. Yıldız’ın annesi Olga kızının parasız, pulsuz bir adamla evlenmesini istemedi. Şükran’ın ailesi ise evlenip boşanmış, üstüne bir de çocuğu olan bir kadına razı gelmedi. Onlar da gizlice evlenmekte buldular çareyi. 1964 yılında bir arkadaşlarının Teşvikiye’deki evinde sonsuzluğa imza attılar.

İlmek ilmek dokunmuş bir aşktı onlarınki. Sevdaları ortaktı. Tiyatro. Varlarını, yoklarını verdikleri Kenter Tiyatrosu, aşklarının en büyük meyvesiydi.
Bu 'Yıldız' sönmez Yıldız Kenter “Şükran’ın sevdiği her şeyi çok severim. Çünkü Şükran’ı çok severim. O benim şansımdı. Sevgilimdi, ölene dek sevgilim kalacak” cümleleriyle anlatmıştı Şükran Güngör’e duyduğu bağlılığı. Can cana, yan yana geçen 47 yıl. Neredeyse yarım asır. İki sevgilinin elleri 2002’de Şükran Güngör’ün vefatıyla ayrıldı.

Bu 'Yıldız' sönmez Yıldız Kenter, yitirdiği Şükran’ına sık sık karşılıksız mektuplar yazdı.
“… Kafamda, yüreğimde, önümde, ardımdasın. Hep yanımdasın. Çiçeklerde, esen rüzgârda, doğan güneşte, incecik beliren ayda, dolunayda hep sen varsın...”

PARLAYAN BİR YILDIZ
Bu 'Yıldız' sönmez Bazı insanların yanında, yöresinde olmak istersiniz ya. Hayatının bir dönemine şahitlik etmek… Fikriyle, zikriyle, bakış açısıyla Yıldız Kenter öyle biri… Kendisi ile tanışma fırsatını bulamasam da onunla aynı döneme denk gelmek bile büyük bir şans. Türk sanatının abide isimlerinden biri olan sanatçının boş bıraktığı kale, yetiştirdiği öğrencilerine emanet.

"Denizle tuz gibi karıştı aklım
Bir sana tutkunum, bir sana düşman.

Kalbim avucunda yok gizli saklım,
Bir sana tutkunum, bir sana düşman."

Kulaklarımda sesiniz. Bu şiir dökülüyor dudaklarınızdan. Huzurla uyuyun büyük usta.

 

Kaynak: https://www.cnnturk.com/magazin/bu-yildiz-sonmez?utm_source=insider&utm_medium=web_push&utm_campaign=11.30_yldz_kenter&webPushId=NTE2MzI%3D&page=16

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İNSANLIK DIŞI KEKEMELİK DENEYİ!
İNSANLIK DIŞI KEKEMELİK DENEYİ!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarını onayladı: 14 general ve amiral bir üst rütbeye yükseltildi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarını onayladı: 14 general ve amiral bir üst rütbeye yükseltildi