NEFİSLE MÜCADELE İLE İLGİLİ BİR YAZI OKUMANIZI TAVSİYE EDERIM

NEFİSLE MÜCADELE İLE İLGİLİ BİR YAZI OKUMANIZI TAVSİYE EDERIM
NEFİSLE MÜCADELE İLE İLGİLİ BİR YAZI OKUMANIZI TAVSİYE EDERIM Handan Taşgın

Bakalım yapacağım benzetme uygun düşecek mi?

Sıvı sabunlar piyasaya çıkmadan önce ellerimizi katı sabunlarla yıkardık. Katı sabunla el yıkamak kolay gibi görünür ama aslında zordur. Çünkü elinizi temizlemek için bir yandan sabunu elinizde döndüreceksiniz diğer yandan musluk altında tutacaksınız. Sabun suyla temas etmeden önce elinizde durur ve kaymaz ama bir kere suyu görmesin! Derhal kaymaya başlar ve siz ne olduğunuzu anlamadan bir de bakmışsınız sabun lavaboya düşmüş! Bu durum mutlaka başınıza birkaç defa gelmiştir. Böyle bir durumda ne yaparız? Sabunu lavaboda bırakmaz, oradan alır, şöyle bir suya tutar, elimizi de durulayıp yıkamaya son veririz.

Bizim bu dünyadaki kulluk imtihanımız da aynen buna benziyor. Sabun, bizim ele avuca sığmayan nefsimiz. Nefsimizi iki elimiz arasında, kendi hâkimiyetimiz altında tutmamız gerekiyor. Ama nefsimiz, tıpkı suyu gören sabun gibi dünya nimet ve imkânlarını gördüğünde kayganlaşmaya, elden avuçtan çıkmaya başlıyor.

Kendinizi şöyle bir yoklayın:

Hasta iken mi kendinizi Allah’a daha muhtaç ve yakın hissediyorsunuz, sağlık ve sıhhatiniz yerinde, vücudunuz son derece dinç ve enerjik iken mi?

Cebiniz tamtakır, ona buna borcunuz var iken mi kendinizi Allah’a daha muhtaç ve yakın hissediyorsunuz, yoksa cüzdanınız dolu, kimseye eyvallahınız yokken mi?

Tek başına tarlasında çalışan çiftçi mi daha mütevekkildir, yoksa koltuğuna kurulmuş, emrindeki hizmetlilere talimatlar yağdıran bir genel müdür mü?

Aman ha, bu yazdıklarımdan “ne yani, Allah’a yakın olmak için ille de hasta, fakir, güçsüz, kimsesiz, çaresiz mi olalım?” gibi bir sonuç çıkarmayın. Bunu demek istemiyorum. Demek istediğim şu: İnsan, nimetle sınandığında, o nimet elinde olmadığı zamanlara göre daha kaypak bir hal alıyor. Sabunun su ile temas etmeden önceki hali mi daha kaygandır, yoksa ıslanmış hali mi?

Bu durumda ne yapalım? Suyu sabundan uzak mı tutalım? Hristiyan rahiplerin kendilerini manastıra kapatması gibi dünyadan el ve etek çekip münzevi bir hayat mı yaşayalım?

Tabi ki hayır! Rabbimizin böyle bir talebi olmadığı gibi bunu da doğru bulmuyor. Bakın Rabbimiz ne buyuruyor?

“De ki: Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, dünya hayatında, özellikle kıyamet gününde müminlerindir. İşte bilen bir topluluk için âyetleri böyle açıklıyoruz.” (Araf, 32)

“Ey iman edenler! Allah'ın size helâl kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı aşmayın. Allah sınırı aşanları sevmez.” (Mâide, 87)

Bu âyetler gösteriyor ki bir müminin Allah tarafından dünyada kendisine bahşedilmiş nimetlere sırt çevirmesi, onları terk etmesi doğru olmaz. Ama hepsi burada bitmiyor! Bir müminin, elde ettiği nimetler sebebiyle yoldan çıkmaktan da uzak durması, sürekli uyanık bulunması gerekiyor. Rabbimiz, nefsimizin hangi noktalarda yoldan çıkabileceğini, ayakların hangi noktalarda kayabileceğini şu âyette bizlere belirtiyor:

“Nefsanî arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar, dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki varılacak güzel yer, Allah'ın katındadır. (Resûlüm!) De ki: Size bunlardan daha iyisini bildireyim mi? Takvâ sahipleri için Rableri yanında, içinden ırmaklar akan, ebediyyen kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve (hepsinin üstünde) Allah'ın hoşnutluğu vardır. Allah kullarını çok iyi görür.” (Âl-i İmran, 14-15)

Demek ki neymiş?

Sabun elimizden kayıyor diye temizlikten vazgeçmeyeceğiz. Sabunu su ile temas ettirmeme gibi bir duruma girmeyeceğiz ama sabunun elimizden kayabileceğinin her an farkında olarak dikkatli olacağız. Bir yandan kendimizi temizlemeye çalışırken diğer yandan sabuna hâkim olmaya, onu düşürmemeye çalışacağız.

Sabunu elde tutabilmek için Allah Resûlü’nün (s.a.v.) öğrettiği şu dua ne kadar da güzeldir. Biz de onunla bitirelim:

“Allah’ım, beni göz açıp kapayıncaya kadar bile nefsime bırakma” (Ebu Davud, “Edeb”, 109)

(Soner Duman/4.Muharrem.1441/03.Eylül.2019/Salı)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İNSANLIK DIŞI KEKEMELİK DENEYİ!
İNSANLIK DIŞI KEKEMELİK DENEYİ!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarını onayladı: 14 general ve amiral bir üst rütbeye yükseltildi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarını onayladı: 14 general ve amiral bir üst rütbeye yükseltildi